Efe'nin yaşı

Lilypie Fourth Birthday tickers

25 Haziran 2012 Pazartesi

11.ay

Geçtiğimiz Cumartesi günü Efe tam 11 aylık oldu.. Gün geçmiyor ki yeni birşeyler öğrenmesin, yapmasın.

-Boyu 81 cm, kilosu 10kg 700 gr..

-Son 1 haftadır artık sürekli yürümek istiyor. Koridorda yürüttük diyelim, e anne-baba canı da bir yere kadar.. yoruluyor bünye. Kucağa alıp salona girdiğimiz anda kıyameti kopartıyor "daha yürümek istiyorum" dercesine..

-Söylediği kelimeler: "Annee","Anneanne","Mama","Hadeee","Geel" ya da "Deell","Hııımmm??","Aayyy","Memeee"

-Ben öksürünce arkasından beni taklit edip bir "öhööö" patlatıyor.

-Altan üfff lüyor, o da arkasından aynen..:)

-Çekmece açmaya bayılıyor.

-Odasını pek seviyor, hayran hayran duvarlara bakıyor, duvardaki stickerlara gülüyor, halısını pek seviyor. Koridorda yürürken odasının kapısı açıkça hemen giriyor içeri ve halısına atıyor kendini. Halının üzerindeki gemi,fener, kova,kürek desenlerini gerçek sanıyor sanırım çünkü eğilip onları ağzına almaya çalışıyor:)

-Verdiğimiz yemeklerden bir tek mantı makarnayı sevmedi. Kıymalarını yiyip, makarnalarını tükürüyor..:)

-Emekleyerek televizyon önündeki çite tutunup ayağa kalkıyor kızdığımızı bile bile. Sonra hemen dönüp bize bakıyor tepkimizi ölçmek ister gibi. Hayıırrr diyince önce bi gülüp yumuşatmaya çalışıyor, sonra ya umursamıyor ya da bazen paşa paşa geri oturuyor yere..Keyfine göre artık..

-Haftaya tam da bugün tatile gidiyoruz inşallah.. Doktorumuza otelde ne yapayım, ne yedireyim diye sordum. Diyet büfesinden yedireceksin dedi. Tuzsuz, şekersiz olması açısından en uygunu oymuş.

-Bu ay da akşam yemeklerinde çorbaya devam. En kolay hazmedebileceği şey çorba diyor Nilgün Hanım. E otelde zaten çorba illa ki oluyor. Efe etsiz, tavuksuz yemiyor malum. Çorbaların içine de yemeklerden eti tavuk falan alıp didikliycez..

-Havuza kesinlikle sokma dedi. Ne kadar temiz olursa olsun mikroplara daha açık. Hergün bir sürü bebek geliyor havuz mağduru, kurtulamıyorlar hastanelerden diyor.. Zaten havuza sokmaya niyetim yoktu..Bu kararımı bir kez daha pekiştirdim..:)

-Bir de günde 3 kez duşa sokun, terli kalmasın vücudu dedi. Şampuan kullanmayın, kurutur.. Duş aldırır gibi yapacakmışızz..

- Sivrisinek olayı için ne tavsiye edersiniz diye sordum. Chicco nun bir ürünü var ama çok güvenemiyorum. Zararsız yazsa da sonuçta ellerini ağızlarına alıyorlar ne olur ne olmaz dedi. Onun yerine aktardan lavanta yağı alın. Giysisine damlatın 1-2 damla. Sivrileri uzak tutar dedi..Hemen alınacaklar listesine yazdım;) Böyle doğal şeyleri daha çok seviyorum zaten..

-Tabi ki Calpol, Peditus,Tonimer baby, Fenotral, Serum fizyolojik, Paranox yanımıza almamız gereken ilaçlar.

-D vitamini ve demir vitaminine tabi ki devam.. Hatta 12.ay kontrolüne gitmeden önce bazı testler de istedi doktorumuz. Demir kontrolü vs.. Onları yaptırıp öyle gidecekmişiz kontrole..Bir de 1 yaş aşılarımız var tabi ki:)


İlk Adım ayakkabısı

Malum oldukça önemli bir konu "ilk adım ayakkabısı"..
İlk adımlarını atmaya başladığı zaman artık tutamıyorsunuz bebeği.. Sürekli yürümek istiyor. Uzmanlar mümkün olduğunca çıplak ayak bassınlar diyor ama tabi ki sokakta mecbur ayakkabı giydireceksin..Bileği sarsın diyorlar, tabanı yumuşak olsun -ama tabi ki hafif bir sertlik de olmalı, yere basacak sonuçta-diyorlar.. Bir süredir ne alsam diye bakıyordum.. En bilindik markalar Pediped, Bobux,Chicco,Kifidis...
Pediped ve Bobux un yazlık modellerinde istediğim gibi birşey bulamadım. Ya da benim baktığım yerlerde yoktu. Hep kapalı, spor ayakkabılar vardı. Bense çocuğun ayakları biraz da olsun hava alsın derdindeydim. Sonunda Mothercare'de Chicco'nun Gelindo modeli ayakkabısını gördüm. Hem beyazdı, her kıyafetiyle olacaktı, hem de sandalet kıvamındaydı az biraz..:)
Chicco Flexi Zone özel tabanı var.Ayak kaslarını kuvvetlendirmek ve dengede tutmayı sağlamak için devamlı uyaran bir tabana sahip. Düzensiz yüzeylerde yürürken, tabanda oluşan uyarıyı sürekli hale getirmek için ayağı, 5 noktada uyarıyormuş..

Tamamdır dedim ve aldım..
Efe ilk başta çıplak basmaya alıştığı için ayakkabıyla basmak tuhaf geldi, yürürken ayaklarına bakıp duruyordu. Lap lap basıyordu ama şimdi alıştı gibi..

Bu çocuk ne yapıyor?

Öz, hakiki Kadıköy Şifa Bebeği..:)

Doğumumu Kadıköy Şifa Hastanesi'nde yaptım ben. Hamileliğim süresince her kontrole gittiğimizde asansörde doğum fotoğrafçısı ilanını görüyorduk. İlandaki bebek çok asabi görüntülüydü. Komikti de.. Ona bakıp bakıp gülüyorduk Altan ile.
Sonra Efe doğdu.. İlk bebekliğinde özellikle pek asabi suratlıydı. Şimdi bile kızınca suratı fena oluyor. O zamanlarda ben bu ifadeyi bir yerden tanıyorum,ama nereden? diyordum.. Sonra bir gün Efe'yi kontrole götürdüğümde buldum sorunun cevabını asansöre bindiğimde, tam karşımda..
Cep telefonumda görünce bu fotoğrafı aklıma geldi, paylaşmak istedim:)
Ben bu haline muşmula suratın kısaltılmışı olarak "Muşi" diyorum:)

Yaşasııınnn yürüyoruummm...

Efe, geçtiğimiz hafta tek elinden tutmak suretiyle yürümeye başladı. Tabi ki uzun süredir koltuktan koltuğa sıralıyordu. Ancak geçtiğimiz hafta artık ayakta, tutunmadan 5dakikaya yakın da durabildiğini farkedince yürüme çalışmalarına başladık.. İlk işimiz bir ilk adım ayakkabısı almak oldu. Biz Chicco'nun yaza uygun bir modelini aldık. Beyaz olduğu için her kıyafetiyle uyumlu oldu, hem sandalet gibi aralarda açıklıklar olduğu için ayağı hava alacak. Sevdim ben bu ayakkabıyı..:)
Haftasonu da tabi ki istekli, hevesli anne-baba modeli olarak aldık oğlumuzu, giydirdik yeni ayakkabılarını ve çıktık önce Bağdat Caddesi'ne. Badi badi, yalpalaya yalpalaya caddede piyasa yaptı oğlum. Ayakkabı ile yürümek tuhaf geldi, pat pat bastı ayağını. Çıplak ayak daha rahat yürüyor henüz..
Ama sokakta yürümek çok hoşuna gitti.Önemli bir iş yaptığının bilincinde güldü durdu, kahkahalar, sevinç çığlıkları patlattı.. Etrafa baktı, takdir bekledi..:)

Pazar günü ise Moda'ya gittik bu kez. Parkın etrafında tur attı. Atarken yine zevkten dört köşe, herbir bankın önünde durup oturanlara bakıp yine takdir bekledi. Onlar laf atınca da güldü durdu.. Kuşlara hayretle baktı, gökyüzüne uçup gözden kaybolsalar da gökyüzünde onları aradı durdu.

Tabi yürüyüş yaptıktan sonra pusetine oturmak istemedi. Su ile kandırdık da oturtabildik..:)

Çıkartın şu şapkayıııı!!!

Perşembe günü Erenköy pazarına giderken Efe'ye anneannesinin aldığı yeni şapkayı takayım dedim.. Sonuç: mutsuz.. 5.dakika sonunda yere atılan şapka..:)

Deli Zeyna'nın diş buğdayı:)

Oldu valla olduuu.. En sonundaa, 9,5 aylıkken Zeyno 2 diş birden çıkarttı. Cansu'nun hiç ümidi yoktu dişin geleceğinden ama bir anda patlatıverdi kuzum dişleri..Eee anlı şanlı bir diş buğdayı yapmak lazımdı. Zeyno'nun dişi çıktığında konvoy yapacağıma söz verdim ama henüz gerçekleştiremedik bu olayı.. En kısa sürede inşallah:)
Cansu, evlerinin bahçesindeki çardakta yapmak istedi aslında ama ne yazık ki Ayazağa'daki deli rüzgar izin vermedi buna. Biz de 20 büyük ve 7 tane de boy boy, hatta çoğu aynı boy ve  aralarında sadece ay farkı olan 7 çocuk doluştuk 80m2 eve..Biraz sıcak oldu tabi, bol bol ter döktük. Birbiri arkasına yaramazlık yapıp, bağıran, çağıran, oradan oraya emekleyen, yürüyen yer cüceleri ve peşlerinden koşturan anneleri,anneanneleri davetliydik sadece.. Babalar özgür kaldı o gün..
Cucu, kendi sitesinde uzun uzun anlatmış tabi kızının diş buğdayını. Ben de oradan biraz çalıyorum:) (  http://zeynolugunler.blogspot.com/2012/06/dis-bugdaymz.html )

Cansu'nun annesi Cavidan Teyzecim taa Ankara'lardan yapıp getirmiş yiyeceklerin çoğunu. 2 çeşit de ben yaptım sofrada tuzum olsun diye..:) Evde hiç bırakmadığım, hepsini götürdüğüm için Altan biraz söylendi ama olsun;)


Diş şeklinde pastası ve "Zeyno'nun 2 dişi çıktı" kurabiyeleri de eksik değildi sofrada..

Bol koşturmacalı, neşeli, eğlenceli bir gün geçirdik..

Günlerce Zeyno'm rahat rahat otusun diye koltuk aradım onun boyuna göre.. E-bebekte daha önce olduğunu bildiğim bir koltuk vardı ama bir türlü bulamadım. Joker'e baktım, bulamadım.. Ne yapsam ne yapsam diye düşünürken önce aklıma Palladium'da otoparktan çıkarken gördüğüm Yatsan geldi. Orada deri bir çocuk koltuğu vardı, hatta ayak uzatmalı falan-ucunda puf vardı ama o böyle daha bir çocuk koltuğu gibi geldi bana, bebek için değildi..
Sonra Cucu'nun "Google Dudu" deyişini hatırlayarak yüce google a sordum Bebek koltuğu diye vee görsellerde arattımm.. Vee İstikbal'de aşağıda gördüğünüz şipşirin koltuğu buldumm.. Tam istediğim gibi, tam Zeynep'e göreydi. Eee o da üstüne çookk yakıştıı, bakar mısınız?

Efe'de Zeyno'nun bisikletine musallat oldu. Gerçi çalan müzikler arasındaki at sesinden korktu,kişneme sesi çıktıkça Efe ağladı ..

Bu arada 7 çocuk içerisinde sadece 2 erkek vardı. Bora, İlker'in kuzeninin oğlu, 18 aylık.. Kıpır kıpır, yerinde duramayan bir çocuk. Efe ile Bora, Zeyno'nun odasını, daha doğrusu çekmecelerini darmadağın ettiler. Cansucum, şifonyerin en alt çekmecesi Efe'nin eseri, Gardrop ise Bora'nın. Çok komiklerdi.. Ellerine kıyafetleri alıp alıp dışarı fırlatıp durdular. Zavallı anneler olarak Beyza ile ben de "aman oğlum, yapma oğlum" şeklinde onların bozduklarını düzeltmeye çalıştık..:)


Meslek seçme merasiminde ise onca alet edevata rağmen gitti tahta kaşığı seçti..:)

Zeyno'nun örtüsünde aşağıdakiler vardı;

Makas; modayla uğraşan bir işi olsun diye
İlaç; eczası olsun diye
Ateş ölçer: doktor olsun diye
Kitap: okur yazar olsun diye
Diş fırçası: Dişçi olsun diye (bu sayede belki İlker de dişlerini çektirmeye gider :)))
Ruj: süslü olsun diye
para: bankası olsun diye (Cansu çok zengin olsun diye koydu :) )
pepsi: baba mesleğidir ne de olsa :)
tahta kaşık: iyi bir aşçı olsun diye
Annesinin mesleğini çağrıştıracak mouse, hesap makinesi gibi şeylerse yoktu örtünün üzerinde..


Bir ara babasının izinden gidercesine Pepsi'yi de aldı eline ama çabuk kurtulmak istercesine fırlattı gitti, tekrar tahta kaşığı aldı eline..:)

Meslek seçim merasiminden sonra tüm çocuklar pastanın etrafında toplandılar vee mum üfleme faslı başladı.. Bu sırada nöbetçi fotoğrafçı olarak Altan'nın yerine görev başında olduğum için fotoğraflarda yer alamadım..:)

Grubun en büyüğü ve 2 tane mum üfleme tecrübesi olan, en deneyimlisi olarak Eda üflemek istedi mumları..


Ama errrkeekkk Bora da ondan aşağı kalmadı..;)
Bu çekişmeli anlardan sonra ise Bora, Eda'nın belini ısırıverdi..:)


Deli Zeyna'mm, sağlıklı, dizi dizi, inci gibi dişlerin olması ve onlara iyi bakman dileğiyle..:)

Küçük Messi:)


"Üfff, yine yeni diş geliyor herhalde, acaip kaşınıyooo!!!Hımm,bu parmakların tadı da hiç fena değilmiş;)"

"Aaaa Egg Bird var televizyondaa.."

"Bu Baby Tv de pek eğlenceli yaww.. Yaa bu dişler ne zaman çıkacak,parmaklarım aşındı emmekten"

"Aaa babamla aynı giyinmişiz biizz..Şaşırdımm"

"Hehehehh.. Çok güzel olmuşuz biz yaa böyle bir örnek.;)"

13 Haziran 2012 Çarşamba

Tosun Efe ile Deli Zeyna Büyükada'da..bir de tırtıllar;)

Geçtiğimiz cumartesi öğleden sonra hep beraber Büyükada'ya gittik Yağcı ailesi ile birlikte. Piknik örtümüz yanımızda, cips,çekirdek,limonata ve biralarımız  torbalarda, çıktık adanın tepesindeki yeşil alana oturmaya, kuzulara temiz hava aldırmaya..Çok da güzel, eğlenceli bir gün geçirdik, geçirttik..


Bu arada yoğurt sevenler ve sevmeyenler net bir şekilde belli oldu:))



Efe de, Zeyno da oynadılar kimi zaman oyuncaklarıyla, kimi zaman elimizdeki pet şişelerle..:) Efe'nin yabancılama huyunun giderek azaldığını farkettik. Bu kez ağlamadı Yağcı ailesi fertlerine.. Yanımızda bir sürü oyuncak olmasına rağmen, ısrarla pet şişe, objektif kapağı, telefon gibi nesnelerle oynamak daha cazip geldi ufaklıklara..






Bunlar gerçekten büyüyorlar galiba yaaa... İyi mi kötü mü bilemedim..;)



Günün sonlarına doğru ise önce bende ve Efe'de ufak tefek kızarıklıklar çıktı. Kolum kaşımaktan kıpkırmızı oldu. Merkeze indiğimizde eczaneden Fenistil krem aldık-bebeklere de sürülebiliyomuş. Vapura bindiğimizde Altan ve İlker'de de çıkmaya başlamıştı.. Hadi hayırlısı dedik..
Aslına bakarsanız Nisan ayı içerisinde adaya gidenlerde bu tip kızarıklıklar, kaşıntılar olduğunu biliyorduk.Adayı çam kese böceği denen bir tip tırtıl basmış.. Giden ve çimlerde oturanlarda kaşıntı oluyormuş en şiddetlisinden ve birkaç hafta kalıyormuş..O dönem haberlere de çıkmıştı.. Ancak 2 aya yakın süre geçti, dönemseldir bu tip şeyler, kalmamıştır diye düşünüp gitmiştik yine de.. Test ederek gördük ki geçmemiş..:) Efe'ye ve bana  Fenistil yetti ancak Altan ve İlker felaket durumdalardı akşama.. Hatta İlker çıplak ayak toprağa bastığından olsa gerek ayaklarının altında bile varmış.
Altan  ertesi gün dermatologa gitti ve bir nemlendirici süt, hap ve kortizonlu bir krem kullandı. 2-3 günde söndü kızarıklıklar, daha az kaşınmaya başladı.. Ama hala tam olarak kurtulmuş değil..
Diyeceğim odur ki bu aralar Büyükada'dan uzak durun..Diğer adaları deneyin bence;)