Efe'nin yaşı

Lilypie Fourth Birthday tickers

20 Ocak 2015 Salı

Veli görüşmesi



Geçtiğimiz haftalarda okulda öğretmenleriyle görüşmem vardı. Önce Nurşen öğretmen konuştu. Efe'nin şimdiye kadar yaptığı çalışmaları gösterdi. Boyamadan ziyade kesme-yırtma-yapıştırma faaliyetlerinden hoşlandığını söyledi. İlk başlarda faaliyetlere çok katılmadığını ama hastalıktan sonra katılımının çok iyi olduğunu söyledi.  Sınıfta Can ve Poyraz ile daha çok oynadığını, bir de Pelin'i çok sevdiğini söyledi.Yaptığı yarım yamalak faaliyetlere bakmak keyifliydi. Yemek sorunundan bahsettik tabi. Bu aralar yoğurdunun içine pilav veya makarna katıyorlar arada. Ayrıca sabahları evde yediği gibi ballı ekmek yedirme yolunu anlatmıştım. O yolla ballı ekmek yiyormuş kahvaltıda..
Sayılara olan ilgisini okulda da göstermiş tabi. En sevdiği sayının 789 olduğunu öğretmeni de farketmiş.:) Şekilleri iyi bildiğini söyledi. Hatta sınıftan, günlük yaşamdan örnekler de veriyormuş. Mesela daire şekline sınıftan örnek verin dediğinde hemen sınıftaki saati gösterip "saatimiz" diyormuş. Bazen kare ile dikdörtgeni karıştırıyormuş o kadar.Renklerin hepsini biliyor dedi. Bu da bildiğimiz birşeydi.. Gri dahil biliyor. Bu yaştaki çocuklar her zaman bilmez dedi.İstemediği birşey yapmak zorunda kaldıysa falan hemen çişim geldi diyip ortamdan uzaklaşmaya, kaçmaya çalışıyor dedi. Gerçekten doğru.. :)
Sonra İngilizce öğretmeni Özge teacher geldi. O da takip ettikleri kitabı gösterdi. Ünite sayfalarını gösterdi. Efe'nin içsel zekasının daha ön planda olduğunu, bireysel etkinliklere katıldığını iletti. İlk başlarda İngilizce öğretmenini resmen yok sayıyormuş. Sınıfta kadına dönük değil, yan oturuyormuş, çok güldüm buna.Son 1 aydır ise biraz daha şarkılara katılmaya başlamış. Mırıldanıyormuş. Masa çalışmalarında ise henüz izlemeyi tercih ediyormuş. E malum önyargılı biraz. Önce inceleyecek iyice.. Sayılarla ilgili alıştırmalarda ise daha ilgili olduğunu farketmiş o da. Psikolog Merve Hanım da anlatınca sayı merakını, ben o şekilde yakınlık kurayım okul içinde falan görünce dedi Özge teacher.. :)
Çok sık konuşmadığı için telaffuzu hakkında çok bilgi veremedi. Ama yönergeleri anladığını düşünüyor. Çok  iyi bir gözlemci olduğunu ifade etti bir de.

En son okul psikoloğu Merve Hanım konuştu.Önce uyguladıkları çoklu zeka testini anlattı.8 tip zeka varmış.
1-Görsel-Uzaysal Zeka
2-Müzikal Zeka
3-Bedensel Zeka
4-Sözel Zeka
5-Mantıksa-Matematiksel Zeka
6-İçsel Zeka
7-Sosyal Zeka
8-Doğacı Zeka

Efe'nin en yüksek olduğu zeka tipleri sırasıyla Bedensel zeka,İçsel zeka,Görsel-Uzaysal Zeka çıkmış.En düşük olduğu zeka tipi de müzikal zekaymış.:) Hiç şaşırmadım:)

Bedensel zekası yüksek olan çocuklar; Yaparak öğreniyorlarmış. Nesnelere dokunarak öğrenmek hoşlarına gidiyormuş.(geçtiğimiz günlerde bahçeden yaprak tipleri toplayıp onları incelemişler ve yaprak çeşitlerini öğrenmişler. Efe damarlarına falan dokunmaktan çok keyif almış) Fiziksel aktivitelerden çok hoşlanıyorlarmış. Mesela jimnastiği çokseviyormuş. Videoları izlemiş Merve Hanım. Diğer çocuklar yapamayınca ağlıyorlarmış ama Efe zorluyormuş kendini..Beden dilini iyi kullanırlarmış. Jest ve mimiklerini kullanırlarmış. Drama, rol yapma kabiliyetleri gelişmiş olurmuş.Taklit yeteneği de çok güçlü olurmuş.- ki gerçekten öyle..

İçsel zekası yüksek olan çocuklar;Kendisinin zayıf-güçlü yönlerini bilirlermiş.Kararlı, bağımsız, yalnız olmayı seven kişilermiş. Onlar için hayırsa hayırmış. Duygularını doğru ifade ederlermiş.

Görsel-Uzaysal zekası yüksek olan çocuklar ise; Çevrede olana karşı çok iyi gözlemci olurlarmış. Resim yaparken anlattıkları, mırıldandıkları çok şey anlatırmış. Yapboz, şema-grafik tamamlamayı severlermiş. Sunumla öğrenmeyi çok severlermiş. Gittiği yeri unutmazmış.. (Ne kadar doğru)

Okul seçiminde ileride spor ve matematiği kuvvetli olan bir yerin şimdilik Efe için iyi olabileceğini söyledi Merve Hanım.

Bunları dinleyince gerçekten Efe bu dedim kendi kendime. Çok iyi gözlemlemiş Merve Hanım gerçekten.


Bunun haricinde Sosyometri testi yani arkadaşlık ilişkilerini ölçme dedikleri bir test yapmışlar.
Soru şöyleymiş: Lunaparka gidecek olsan yanında okuldan kimleri götürürdün? 3 kişi söyleyebilir misin?
Bizim oğlan Pelin ve Poyraz demiş tabi. Bu testi uyguladıklarında Can yokmuş. O yüzden 2 kişi söylemiş sadece..

Bir de her gün sabah bir kağıttaki yüz ifadelerini gösterip "Bugün okula nasıl geldin?Mutlu mu, üzgün mü, kızgın mı, vs." diye sorup bir de nedenini soruyorlarmış. Bizim oğlan hep mutlu geldim diyormuş. Okulu seviyormuş. Neden mutlusun sorularına da verdiği cevaplar güldürdü beni:

Mutluyum çünkü servisle geldim
Mutluyum çünkü bugün gezi var.
Mutuyum çünkü bugün beyaz arabayla geldim.
Mutluyum çünkü oyuncak getirdim vs. vs..

Çok güzel bir görüşme oldu bence. Faydalıydı. Ayrıca öğretmenler Efe'yi gerçekten iyi gözlemlemişler bu da çok hoşuma gitti..

31 Aralık 2014 Çarşamba

Yeni yıl partisi

30 Aralık'ta okulun yeni yıla merhaba partisi vardı.Kostümlü olduğu eve gelen kağıtlarda yazıyordu.Aldı beni bir düşünce.. Huylu oğluma nasıl bir kostüm alsam da inat etmeden giymesini sağlasam diye.. Maskeli kostümleri hayatta giymezdi. Sonunda kendi kıyafetlerinin üzerine giyebileceği ince bir kızılderili kostümü bulduk.. Çok da yakışmış laf aramızda.. Hatta kafasına taktığı ve üstünde tüyü olan bir bantı bile vardı :)
Çekilen fotoğraflarda mutsuz duruyor biraz ama sorduğum zaman güzeldii dedi..Umarım eğlenmiştir.




22 Aralık 2014 Pazartesi

Bak sen şu Pelin'e..

Oğlum ilk aşkını yaşıyor galiba.. Bir süredir daha önce de bahsettiğim "bana bakan arkadaş" diye irinden bahsediyordu. Arkadaşlarının ismini hiç söylemiyor. Öğretmeninden öğrendiklerimi ben söyleyince söylemeye başlıyor. Ama bu arkadaşından hep bana bakan arkadaş diye sözediyordu. Turuncu işaretli,beyaz nike ayakkabıları olduğunu, saçlarının dalgalı olduğunu biliyorduk sadece. Öğretmenine söylediğimde bulamadı ilk başta. Sonra bir gün deftere yazmış. Çocuk Nike ayakkabılarını giyince Nurşen öğretmen hemen farketmiş ve bingoo.. Efe'ye bakan arkadaşın ismi Pelin.. E ben erkek bekliyordum, kız çıktı.. :) Ne bileyim arabaya bindik falan diye anlatınca hep erkek diye şartlanmıştım açıkçası.. İsmi öğrenince Efe'ye de Pelin diye bahsetmeye başladım.Pelin ile oynadınız mı? diye sorunca yüzünde güller açıyor resmen.. Pelin bana yemek yaptı, ben de yedim, sonra o yıkadı diye anlatıyor.
Bugün de anneme "Pelin beni seviyoor" diyivermiş. Annem nereden anladığını sorunca da "Beni yanağımdan öptüü" demiş..
Yavrum aşık oldu galiba..:)

Yerli Malı Yurdun Malı Herkes Onu Kullanmalı

Okulda yerli malı kutlaması yaptılar. Velilerden de okulda sergilemek üzere varsa yöresel kıyafet, eşya gibi şeyler isteidler. Bir de kutlama için bazı yiyecekler. Bizim payımıza 100gr keçi boynuzu ile 500gr tuzlu fıstık düştü.
Facebookta yayınladıkları fotoğraflarda çok güzel köşeler yaptıklarını gördüm. Yer sofraları kurup yiyecekleri yemişler hep birlikte.. İlk kez Efe'nin de resmen poz verdiği fotoğraflar yakalamışlar.. Görür görmez bayıldık maaile.. :)





Haftasonu ödevi

Okulun websitesinde her cuma o hafta ne işledikleri ve haftaya hangi konuları işleyecekleri, geziye gideceklerse nereye gidecekleri gibi bilgileri içeren bülten yayınlanıyor. Bir de haftasonu ödevi altında anne-baba ve çocuğun beraber vakit geçirmesini hedefleyen, çocuklara ödev, görev bilinci aşılamaya yardımcı olduğunu düşündüğüm ödevler veriyorlar. Katılım serbest tabi ama ödevini okula götüren çocukların eline gülen surat çiziyorlar veya gülen surat şeklinde sticker yapıştırıyorlar.. Biz de elimizden geldiğince yapmaya çalışıyoruz.Geçtiğimiz günlerdeki bir ödevi kış mevsimini anlatan fotoğraflar bulup bir dergi oluşturmaktı. Hemen internetten fotoğraflar bulundu, bastırıldı. Siyah kartın, kurdele vs. malzemeler alındı vee pazar günü faaliyeti olarak daha çok baba-oğul işe koyuldular. Ne yalan söyliyim benim el işi ile aram hiç yoktur. Dolayısıyla bu iş marifetli babaya kaldı.. :)
Çok keyif aldık ama ..:)









Tribini sevsinler

Bana kızdı bir gün. Surat asacak ya, naz yapacak ya, zoraki ağlamaya çalıştı durdu.Geçti koltuğa, bana arkasını döndü, bir yandan ağlama sesleri çıkartıyor, ağlamaya çalışıyor ama beceremedi bir türlü. :)
İşte saniye saniye surat ifadeleri.. :)




Neee!! Zatürre mii?

Efe malum bu sene yuvaya başladı. Kışın gelmesiyle birlikte de beklenen oldu ve sürekli burnu akmaya, öksürmeye başladı. Ekim ortasında önce Suprax ile başladı antibiyotik maceramız.. Yanına da Bricanyl şurup.. Nilgün hanım 1 hafta sonra muhakkak kontrole gitmemizi, gerekiyorsa akciğer filmi çektireceğimizi söylemişti.Kontrole gittiğimizde öksürük bitmiş,göğsü rahatlamıştı.1 hafta sonra 29 Ekim günü yükselen ateşi düşüremeyince soluğu acildeki çocuk doktorunda aldık. O da başka bir antibiyotik verdi. Kullandık kullanmasına ama hırıltı tam geçmedi bu sefer.. Bir denefes alıp verirken farklı birşeyler olduğunu hissettik.8 Kasım Cumartesi günü öksürük iyice derinleşince, göğsünü koparırcasına öksürünce, hafif bir ateş de çıkınca bu kez akşamı beklemeden, hazır kendi doktoru hastanedeyken götürmek istedim. Altan çalışıyordu, arabaya atladığım gibi soluğu hastanede aldım. Nilgün Hanım muayene etti uzun uzun ve göğsünün dolu olduğunu, bu kez akciğer filmi istediğini söyledi. Bir de kan tahlili verdi. Önce kan verdik, arkasından da film çektirdik. Film sonuçları ile ilgili raporu okuduğumda işgillendim. Çünkü pnömonik oluşumdan bahsediyordu. Kan tahlilinin de sonucu çıkınca tekrar doktorumuzun odasına geçtik. Nilgün Hanım tahlil sonuçlarına şöyle bir baktı, daha filme bakmadan, "zatürre" dedi.. Film raporuna bakınca da zaten teyit etti. Hatta Efe'nin filmindeki görüntüye "kalbi silmek" dediklerini, enfeksiyonun kalp konturunu sildiğini gösterdi. Yatırıcam sizi dedi. Şoka girdim ben, kadının yüzün boş boş sırıtıyorum farkındayım ama engel olamadım resmen kendime. O da farketti, "farkındayım sen şu an şoka girdin, birazdan ağlamaya başlayacaksın" dedi ve ben o an ağlamaya başladım zaten. Zatürre'nin yeni tip bir virüsünün ortalıkta olduğunu, Efe'nin yatan 4.çocuk olduğunu söyledi. En az 72 saat buradasınız dedi..Yatış işlemlerinin ardından odamıza geçtik.Hemen Altan'ı aradım eşya getirmesi için.
Hemşireler Efe'ye damar yolu açmak ve serum bağlamak için geldiler.. 2 hemşire, ben bir de hasta bakıcı zar zor tutabildik de damar yolunu açtık. Yavrum neye uğradığını şaşırdı.. Buharla ilaç verme kısmı ilk başlarda daha da zordu. Ama zaman geçtikçe alıştı neyse ki..
3,5 yaşındaki bir çocuğa göre 3 gün, sürekli elinde serumla yine iyi durdu oğlum. Onunla yaşamaya alıştı.
Biz hastane odasını eve çevirdik. Arabalar, legolar.. severek oynadığı ne varsa geldi odaya..
Uyurken zor oluyordu tabi, çünkü kablonun üstüne yatınca ilaç gitmiyor tabi.. sürekli tetikte uyuyarak 3 gün geçirdik..





Bu süre içinde 1 kere damar yolu çıktı, öbür eline bir daha açtılar..Arada seruma ara verip koridorda, hastane içinde dolaştırıyorduk ama tabi tekrar takınca bu sefer ilaç yakıyor ve ağlıyordu bir süre..Zor bir süreçti ama çok şükür geçti gitti.. Bir daha tekrarlanmamasını diliyorum..Ama endişelenmemek mümkün değil çünkü Efe adam gibi hiçbir şey yemiyor. Hatta son zamanlarda çorba harici hiçbirşey yemiyor diyebilirim. Çorbanın içine tavuk, köfte, pirzola, balık katarak ihtiyacı olan gıdaları vermeye çalışıyoruz bir şekilde. Maşallah ilaç, şurup içmeyi seviyor. Tahin-pekmez karışımını ilaç diye yediriyoruz. Mandalina, portakal suyunu o görmeden sıkıp boş bir şurup şişesine koyuyor ve şurup diye içiriyoruz. Ballı ekmeğe veya kaşık kaşık bal yemeye dadandı bu ara.. Normal birşeyler yiyor diye seviniyoruz işte:) Çareler tükenmiyor. Bir şekilde vitamin almasını sağlamaya çalışıyoruz..Ama bu durum gerçekten çok yoruyor ve düşündürüyor beni..

Eve döndükten sonra eve de buharla ilaç vermek için bir nebülizatör aldık.Ventolin ve Pulmicort ilaç kullandık. 3 hafta okula gitmedi hastalık sonrası. 4.hafta gitmeye başladı. 4 gün sonunda tekrar burnu akmaya,öksürmeye başladı Soluğu hastanede aldık tabi korkudan. Bu kez ciğerlere inmemiş neyse ki ama dikkat etmek lazım tabi. Bu kez Air Chamber diye bir aletle ilaç vermeye başladık. Bu alet için olan ilaçlar da sprey şeklinde.Ventolin ve Flixotide veriyoruz. her ikisinden de 2şer fıs.. Ayrıca alerjik bir bünyesi olduğu da belli bu sebeple Zaditen kullanıyoruz koruma amaçlı. Bu sene böye geçecek belli.. Seneye herşeyin normale dönmesini diliyorum..

Döner umarım..