Efe'nin yaşı

Lilypie Fourth Birthday tickers

2 Temmuz 2014 Çarşamba

23 Nisan kutlu oldu...

Bu sene 23 Nisan'da anneanneyi de aldık ve doğru Polonezköy'e gittik. Malum Efe'ye çayır çimen olsun da.. :) Her zamanki gibi Piknik Park'a gittik.. Ama ilk kez bu kadar kalabalık gördük valla..Her seferinde yazıyorum yine yazıcam: Bu kadar güzel bir yer anca bu kadar kötü işletilir.. Ama işte çocuklarla gidilebilecek en keyifli yer bence Polonezköy'deki. Onun uğruna gidiyoruz işte..

Bir sürü pedallı arabayı ve plasma car ları koymuşlar çouklar oynasın diye. Neredeyse bütün gün orada oynadı. Bir de öğrendi ya kapının kapalı kalması gerektiğini, biri açık bıraktı mı üşenmedi indi arabadan, kapıyı kapatıp geri bindi.. :) Kuralların adamı Efe...

Bu arada ilk kez zıplama minderinde zıpladı. Daha doğrusu zıplayamadı.. :)




18 Haziran 2014 Çarşamba

Cucu Teyze bahane, Ağva şahane:)

Nisan ayında bir haftasonu Cansu Teyze'nin doğumgünü sebebiyle 3 aile Ağva'da aldık soluğu. İlker otel seçimini bana bıraktı. E ben de 3 çocukla gideceğimiz için daha önce de denediğimiz Grand Becassier'de 3 oda ayırtıverdim hemen.. Geçen sefer gidişimizde gözkoyduğum, bahçe odaları da boş olunca süper oldu. Ççocuk parkının hemen önündeydi odalarımız..
Burası çocukla gitmek için gerçekten çok güzel.Geniiş bir çimenlik alanı var. Çocuk parkı var. Bahç odalarında kaldığınızda gece çocuğunuzu odada uyutabilir ve odanın önündeki banklarda veya çimlerde oturup açık havanın tadını çıkartabilirsiniz. Ayrıca bu gidişimizde olmasa da daha önceden gördüğüm, yazın canlı müzikte oluyor ve odaların önünde müziği de dinlemek mümkün..

Neyse efendim..otelden yürüyerek Ağva sahiline gitmek mümkün.. Biz yürümeye başladıktan kısa süre sonra yağmur bastırınca önce nehir kıyısında restorana oturduk. Çocuklar uyuduktan sonra da yağmur durunca yola devam ettik. Sahilde fenere doğru kısa bir yürüyüş yapıp daha sonra yol üstündeki balıkçılardan birine oturulabilir. Biz yemeğimizi yediğimiz için deniz kenarında balık işini ertesi güne bıraktık :)


Çocuklar uyandıktan sonra biraz kumların tadını çıkarttılar.. Hatta kumlardan ayrılmak istemediler bile.. :)


Ve hemen kumların üstünde de masaları olan otelin cafesine oturduk, dönüş yolu öncesi enerji depolamak için.

Efe, Ağva'yı pek seviyor bizim gibi.Döndüğümüzden beri Ağva'ya gidelim diyip  duruyorç Bir de yeni kankası Berk oldu. Epey bir süre Berk gelsin diye sayıkladı döndükten sonra.. :) Zeyno'nun pabucunu dama atmıştı bir ara valla.

Otelimizde akşam yemeği açık büfe şeklindeydi. Yemekler ortalama diyebilirim lezzet açısından.. İlla ki yiyecek birşeyler bulunabiliyor, endişelenecek bir şey yok. Başta da dediğim gibi yazın yemek sonrası canlı müzikte var ama Nisan ayında henüz başlamamıştı.
Otelde kalanların çoğu yemeği dışarıda yediği için iç mekan bize kalmış gibiydi resmen. Dolayısıyla veletler tadını çıkarttılar, gönüllerince koştular, boya yaptılar, oynadılar..
 

Pazar günü uyanır uyanmaz soluğu parkta aldı kuzular.. Eee ne de olsa odaların kapısından çıktıkları anda parkla burun buruna geliyorlardı.. :)




Veee bir Ağva klasiği.. Tekne turu. Her seferinde yapıyoruz bu turu.. Hala bıkmadık.. Keyifli vakit geçiriliyor.. Hem nehir kenarındaki tüm otelleri görme fırsatınız da oluyor bir sonraki sefer nerede kalacağınıza karar verebiliyorsunuz..:)




6 Haziran 2014 Cuma

Sıcacıklar...

Geçtiğimiz günlerde gözünde güneş gözlüğü olan Efe ile Bağdat caddesinde yürürken bir mağazaya girdik.İçeri girer girmez gözündeki gözlüğü çıkarttı hemen.Benim izlediğimi farkedince de kendince güneş olmadığı için çıkarttığını anlattı hemen :

-Sıcacıklar kalmadı. Bitti. Efe'ye sıcacıklar gelmiyor artık..:)

Komik bir oğlum var gerçekten..Nereden buluyor böyle lafları anlamıyorum..:)

30 Mayıs 2014 Cuma

Kalamış Parkı Volume:2

Son zamanlarda Kalamış'taki parkı çok sevdiğimizi yazmıştm. İşte güzel bir bahar günü ve yine oradayız, beyaz kaydıraklı parkta..:)
Bu yazki imajımız bu şekilde. Hasır şapka ve siyah güneş gözlükleri..:) Kaydıraktan kayarken bile çıkartmıyor. Tarzından ödün vermiyor oğlum..:)


Market faresi

Oturduğumuz evin yakınında, sürekli gittiğimi bir market var. Her gidişimizde manav tarafındaki tartıdan etiket çıkartmayı ve o etiketleri bulduğu her yere yapıştırmayı çok seviyor. Eskiden market arabalarına hayatta oturmazdı. Şimdiyse her gidişte hemen içine oturmak istiyor.. Bu markettekiler de biraz küçük ama laf dinleyen kim..:)



20 Mayıs 2014 Salı

Kalamış Parkı

Son aylardaki favori parkı Kalamış'taki park.. İlk olarak Ocak ayında gittik. Sonra kışın çok gidemesek de baharın gelmesiyle ziyaretlerimiz arttı. Özellikle beyaz kaydırak favorisi.. Bu arada parklarda salıncaklara hiç binmiyor geçen yazdan beri. Neden binmediğini merak ediyorum ama istemiyor hiçbir şekilde. Kaydırak ise favorisi. Aralıksız kayıyor parka gidince..
Aşağıdaki fotoğraflar kıştan kalma ama olsun..:)




Haberler...

Aylar oldu yazmayalı.. Önce fotoğraf makinem bozuldu. Tamire vermeden önce tüm fotoğrafları bilgisayara attım sanıyordum ama nasıl olduğunu anlamadığım bir şekilde atamamışım.. Dolayısıyla hikayesi yazılmayı bekleyen epey bir fotoğraf silindi gitti.. Kısaca neler oldu bakalım..
Şubat ayında Efe'yi anneme bırakıp 5 günlüğüne Venedik Karnavalı'na gittik.. Orada gördüklerimiz, yaptıklarımızı http://duygunungezdikleri.blogspot.com.tr/ de okuyabilirsiniz.
Şimdilik yurtdışı seyahatlerine Efe'yi götürmüyoruz.. Çünkü malum bizim haşarı oğlan pek yerinde durmuyor. Yürümeyi seviyor evet. O açıdan iyi bir gezi arkadaşı olacak gibi duruyor ama iş bir yerde oturmaya gelince pek hoşnut olduğu şeyler değil bunlar.. Bu yüzden hem ona eziyet etmemek için hem de kendimiz de gezdiğimizden anlayalım diyerek şimdilik böyle ufak kaçamaklar yapıyoru.. Büyüyünce kızar mı acaba bize??

Yine de hakkını yemeyeyim İstanbul'da dışarı gittiğimizde artık masada oturarak daha fazla vakit geçiriyor. Maşallah son aylarda biraz daha büyüdü de oturup sohbet etmekten hoşlanır oldu..

Sayılara inanılmaz ilgili.. Televizyon kumandasıyla kanal değiştirirken "bu kaçıncı kanal?" ile başlayan merakı gün geçtikçe artıyor.. Sokakta her gördüğü, dokunabileceği yükseklikteki apartman numaralarına dokunuyor. Cep telefonunda sürekli bir rakamlar yazıp bu kaaç diye soruyor. Bazen de "789 yazdıımm" diye gerçekten de 789 yazıyor..
Artık tek hanelileri bıraktı 1000,1535 gibi sayıları da okuyor gayet.. Sokakta her gördüğü sayıyı söylüyor "Burada bu yazıyor, burada şu yazıyor" diye..

Değişik bir çocuk Efe.. Farklı zevkleri var. Gören herkes okuma bildiğini sanıyor ama aslında öyle değil tabi.. Banka logolarını ezberliyor, veya sayıları sürekli sorduğu için ezberlemiş logo gibi.. Ama tabi bunun arkası okumak olabilir.. Çok teşvik etmek istemiyoruz ama sorunca cevap vermemeyi de yanlış buluyorum. Ama umarım bunun sonu okumayı öğrenmek olmaz. Çünkü deneyimli herkes bu kadar erken okumanın iyi bir şey olmadığını söylüyor.. Sonra okuldaki yaşıtlarını küçümsüyor diyorar aynı şeyi yaşayan insanlar.
Laf ebeliğine devam tabi ki.. Anında not etmeyince unutulup giden o kadar çok lafı var ki..
En sonuncusu mesela:
*19 Mayıs için yine Efe'yi bırakıp yurtdışına gittik. Bizim evden çıkıp anneannesinin evine giderlerken annemle arasında geçen diyalog:
-Efe, istersen gitmeyelim burada kalalım, Efe'nin evinde kalalım
-Boşver Efe'nin evini şimdi...

*Bazen istediği bir şey olmayınca, yapılmayınca sinirleniyor, gidip koltuğa, kendi bacaklarına, o an elinin altında neresi varsa oraya vuruyor. Tabi bu bazen biz de olabiliyoruz ama anneannesi yarı şaka yarı ciddi "Yanlışlıkla oldu herhalde?" demiş bir kere. Şimdi bize vurduysa biz ona sert sert baktığımız anda kendiliğinden diyor: Yanlışıkla oldu herhâlde.. :)

Bundan sonra böyle diyalogları kaçırmadan yazmak istiyorum. Umarm yapabilirim..
Daha sık yazabilmek is-ti-yoo-ruummm..!!