Efe'nin yaşı

Lilypie Fourth Birthday tickers

23 Eylül 2014 Salı

Efe Havuzda-Episode 2


Efe Havuzda-Episode 1


Yazlık günleri

Ramazan Bayramı'nda arkadaşlarımız İhsan ve Nur ile beraber Alanya'ya gitmeye karar verdik. 5 kişi olunca arabayla gitmek daha mantıklı geldi.. 26 Temmuz sabahı saat 04.30da bizim evden çıktık yola tek araba ama trafik durumuna baktığımızda herkesin aynı saatte çıktığını ve TEM,E5 farketmeden her yerin İzmit çıkışına kadar kilit durumda olduğunu gördük. Nereden gitsek diye konuşurken bari kurtulabildiğimiz kadar kurtulalım trafikten diye düşündük. Çekmeköy'den Kurtköy'e bağlanan arka yolu kullanmaya karar verdik. Yolu uzatsak da Efe ile arabanın içinde uzun süre sabit durmak hiç de cazip gelmedi açıkçası.. Kurtköy'e geldiğimizde TEM'in durumunu görüne bu sefer google dudu devreye girdi ve işyeri Şekerpınar'da olduğu için Kurtköy'den Şekerpınar'a kadar yan yoldan götürmeyi başardı tabi..:) Tam bu noktada ise Yandex kullanmaya başladık. Dilovası'na kadar ara yollardan gittik ve E5'e çıkmaya karar verdik. E5 te ise yaklaşık 1 saat dur kalkla gittik, çoğunlukla durarak..:) Sonra Facebook'ta kuzenimin yazdığı güncellemeyi gördüm, Sekapark yoluunu bilen kazanıyor, rahat gidiyor tarzı bir cümleydi.. Vee o da nee.. Bir anda sağımızda Sekapark tabelasını görmemizle sapmamız bir oldu.. Ve sonrası huzur, mutluluk.. :)Rahata erme.. Yolu oldukça uzatıp Sapanca gölünün çevresinden dolanıp TEMin üzerinden geçerek Bilecik yoluna bağlansak da trafikte daha fazla beklemeden gitmek paha biçilemezdi :)

Allahtan yolun kalan kısmı rahat geçti de Alanya'ya sağ salim varabildik.. Gerçi son 2 saat geçmek bilmedi artık.. :)
Kendimizi eve atar atmaz üstler değişti ve istikamet plaj.. Eh sonraki 1 hafta deniz,güneş,kum üçlüsüyle sıkı fıkı geçti.. Son 2 gün kolluklarını takmaya ikna olan Efe havuzdan çıkmak bilmedi, balık misali yüzdü durdu-yürür gibi yüzdü gerçi ama olsun:).. Bu oğlanın bir arası yok. Ya hep ya hiç..:)




En komik lafı ise kolluklarla denizde yüzerken patlattı, dalgalar yüzünden bir aşağı bir yukarı hareket ederken "Düşüyoruuummm" diyiverdi.. :)



Şunun tipe bakın, nasıl da mahsun, süzgün..


Umarım artık bu bir başlangıç olur da bundan sonra kolluklarını takar ve havuzdan,denizden zor alırız biz de onu :)


10 Eylül 2014 Çarşamba

3.yaş doğumgünü anısına..

23 Temmuz günü sosyal medyaya şöyle yazmıştım: 
"Canım oğlum,biriciğim..Bugün senin 3.yaş günün..Sen büyüyorsun..Hem de hızla büyüyorsun..Umarım bizden ve çevreden öğrendiklerin senin için doğru şeylerdir..Bazen merak ediyorum biliyor musun, nasıl bir adam olacaksın acaba?Nasıl konuşacaksın?Neler yapmaktan hoşlanacaksın?Nasıl yaşayacaksın?Nasıl bir adam görücem karşımda acaba?Neler hedefleyeceksin hayattan?Neler vereceksin hayata?ve neler kazanıp neler kaybedeceksin hayattan?...Sen ne yaparsan yap seni hep seveceğim biliyorum..Seni içimde ilk hissettiğim günden beri olduğu gibi..
Oğlum,Efitomm..Seninle hayatımız anlamlandı,daha bir değerlendi.Yaşadığım her gün senin için herşeyin iyi olması,hayatın hep güzel şeyler getirmesini diliyorum.Biliyorum bu imkansız ama diliyorum işte:)..Hayal kırıklıkların olacak,insanlar seni üzecek,belki sen de onları üzeceksin,bazen isyan edeceksin hayata bunu da biliyorum..Başarıların olsun isterim hep ama hayat başarısızlıklarla da dolu bunu bil..Onlar da bizim için..Tüm yaşadıklarından ders alıp kendini geliştirebilmen için hepsi gerekli..Baban ve ben elimizden geldiğince,hatta elimizden gelenden daha fazlasıyla yaşadığın herşeyde yanında olucaz bunu sakın unutma.Seni herşeyden çok seviyorum oğlum. Bunu da unutma...

İyi ki varsın..İyi ki doğdun.."


....Varlığının bana verdiği mutluluğu, hissettiklerimi daha nasıl anlatabilirim bilemiyorum.. 
Belki çoğu kişi gibi senin için kalabalık doğumgünü partileri yapmıyorum ama bu doğumgünlerini önemsemediğimden değil. Tam aksi ben böylesi özel günleri her zaman çok önemsedim.. Ama bu kadar küçükken anlamlı bulmuyorum sadece.. Aile arasında, kendi aramızda kutlamak şimdilik daha anlamlı geliyor. Artık yuvaya gidiyorsun, bundan sonra sevdiğin, senin çağırmak istediğin arkadaşların olacak.. O zaman tabi ki kalabalık partiler yapıcam özene bezene..Ama şu anda, senin aklının pasta mumu üflemekten daha farklı şeylere gittiği bu zamanlarda değil bir tanem..

Bu sene senin en sevdiğin yer olan Kalamış Parkı'na gitmek istedik babanla beraber.. Can dostum, kardeşim, hiçbir özel günümüzü unutmayan, hepsinde yanımızda olmak isteyen Cansu'm da gelmek istedi ve 8 aylık hamile haliyle atladı arabasına geldi yanımıza.. Aldık pastamızı da ve attık kendimizi parktaki çimlere.. 

Tabi ki pastanın mumunu üflemek için bile olsa kaymaktan ayrılmak istemedin ama biz varlığını kutladık hep beraber..









Sahilde Kahvaltı..

Yaz başından bir gün.. Caddebostan sahilde kahvaltı edelim dedik Cansularla.. koyduk kutulara kahvaltılıklarımızı.. Koyduk demlenmiş çayımızı termosumuza.. eh Cucu teyzenin meşhuuurr örtüsü de yanımızda olunca 5 kişi +2 çocuk sığıştık üzerine.. Keyifli bir gün geçirdik hep beraber, her zaman olduğu gibi.. Her seferinde buraya daha fazla kahvaltıya gelelim diyoruz ama olmuyor bir türlü.. Çimlerin üstünde kahvaltı etmek güzel oluyor.. Çocuklar hallerinden memnun, Plasma carın üstünde ikisi birden, bir o tarafa, bir bu tarafa gezip durdular.. Parkta oynadılar babalarıyla da biz de rahat ettik anneler olarak.. :)
Ohh değmeyin keyfimize..






Kahvaltı sonrası Yağcılar ile ayrıldık. Aldık soluğu Bağdat caddesinde.. Efe kuşlara simit vermeyi pek sevdi.. Kahkahalar eşliğinde yedirdi simitleri..

4 Eylül 2014 Perşembe

Bodrum Bodrum

Çok düşündük bu sene nereye gitsek diye. Önce herşey dahil olmasın dedik, açık büfe olmasın dedik ama Efe'nin yemek seçmesi ve zor yemesi yüzünden vazgeçtik bundan.Aslında gönlümüzden geçen yer Ölüdeniz'di ama uçak fiyatlarını görünce açıkçası yol için o kadar para vermenin gereksiz olduğunu düşündüm, cimriliğim tuttu ve alternatif yer aramaya başladım. Orası mıydı, burası mıydı derken kendimizi Bodrum, Ortakent-Yahşi'de bulduk. Fiyat olarak ekonomik bir yer olsun isteğindeydik.Petunya Beach Resort otelde kaldık.Otel orta büyüklükte bir tesis. Bahçesi güzel. Odadan restorana, havuza, plaja ulaşımınız kolay..Ancak bence işletmesinin şiddetle değişmesi gerekmekte. Biz minimum beklentiyle gittiğimiz için çok önemsemedik, güzel bir tatil geçirdik. Bizim için önemli olan sahilin, denizin güzelliğiydi. Deniz kenarı bir otel olmasıydı. Bodrum merkeze yakın olmasıydı.Otele tıkılı kalmayacağımız bir yerde olmasıydı. Biz beklediklerimizi bulduk. Ama odaların temizliğine çok önem veren biriyseniz, yemeklerin çeşitliliği sizin için önemliyse(2 gün öğlen/akşam hindi sote vardı bir çeşit mesela), restoranda bana hizmet edilsin diyorsanız burası size göre değil. Zira bence personel mutsuz ve bu yaptığı işe, yüzüne yansıyor.Ama Ortakent-Yahşi sahili çok güzeldi. Uzun bir yürüyüş yolu vardı. Öğlenleri Efe'yi uyuturken, akşamları da yemek sonrası yürüyüş yapması keyifliydi..Otelin de güzel bir çocuk parkı vardı.

Efe bu tatil yine bol bol deniz kenarında oynadı, havuz kenarında oynadı. 2.havuza dökülen su kaydırakları çok ilgisini çekti. Babasıyla her gün tepesine çıkıp kayanları izledi. Biz de ona eğer kolluklarını takarsa onun da kayabileceğini söyledik.. Ama yutmadı tabi..:) Denize girmedi ilk günlerde.. Biz de ısrar etmedik.. Son günlere doğru ufak ufak girmeye başladı. Babasıyla havuza girmek keyifli geldi..Bara oturup içecek birşeyler almaya bayıldı. Mini clubdaki ablayı çok sevdi..








Otelin önündeki uzun yürüyüş yolunda özgürce yürümek hatta koşturmak çok eğlenceliydi..Bodrum barlar sokağına adım attı. Yalıkavak'tan kapı numarası aldı kendine.. Gümüşlük'te bize güzel bir yemek yedirdi, çok uslu durdu..:) Gümüşlük demişken.. Ali Rıza'nın yeri'ne gittik biz.. Nasıl güzeldi, nasıl lezzetliydi anlatamam. En iyisi siz yolunuz düşerse gidin ve yiyin.. :)



Büyük çocuk Altan da yıllar sonra askerlik yaptığı Gümüşlük karakolunda hatıra fotoğrafları çektirdi bol bol.. Nöbet tuttuğu günleri hatırladı, oğluna anlattı..:)


Çok güzel bir tatil geçirdik.. Zaten tatilin kötüsü olur mu hiç..:)Keşke hep tatil olsa, hep yaz olsa.. Hep deniz hep güneş hep kum..:)

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Şimdi okullu olduk..

Epeydir yazmadım.. Blogu oldukça boşladım farkındayım ama yazın gelmesiyle beraber boş vakitlerde eve tıkılmak istemiyoruz.. Haliyle evde oturmayınca bilgisayar başına da geçilmiyor..Efe'nin hayatında epey değişiklik oldu bu arada. Temmuz başından beri yuvaya gitmeye başladı. Çok gezdik. Uzuun bir liste yapmıştım okullarla dolu olan.. Erenköy-Suadiye-Küçükyalı-Kozyatağı çevresindeki tüm yuvaları gezdik neredeyse. Bir kısmını gezmeden eledik..

Benim için en önemlisi güzel bir bahçesinin olmasıydı. Güvenlik önemliydi tabi..Öyle İngilizce olsun aman çocuğum dil öğrensin gibi bir kaygım yoktu. Henüz 3 yaşında. Önünde upuzun okul yılları var. 3 yaşnda da ingilizce bilmeyiversin nolcak.. Nasılsa öğrenmeyecek mi?? Ancak gezdikçe gördüm ki kafamdaki özelliklere uyan bir yer bulmak pek de kolay değil.Kimisinde bahçe yok, kimisinde bahçeye bahçe demeye bin şahit istiyor. Kimisinde daracık, dönen bir merdiven var çocukların sürekli inip çıkmak zorunda oldukları. Kimisinin bahçesi hiç güneş bile almıyor.. Çok bilinen, tercih edilen yuvalardan birinin Bostancı şubesi'nde müdürün sözleri ise gerçekten bombaydı..Ben Efe'nin yemekle arasının pek olmadığını, böyle çocuklarla iletişimlerini, yemek konusundaki tutumlarını merak ediyordum ve bu konuyla ilgili bir soru sormuştum. Kadının cevabı sonrası Altan'a kaş göz işareti yapıp kalkalım demiştim.Cevap şuydu: "Burada öğretmenlerimiz o kadar sabırlı ki. Bazen görüyorum uğraşıyorlar bitirene kadar.Onlara kızım annesi evde öğretmemiş sen mi öğreteceksin? diyorum"..Kadına burası okul değil mi? Evde öğrenemediklerini öğrenme yeri değil mi? diyesim geldi..Çocukların koştuğu koridorda çay makinesi vardı mesela. Ayrıca asansör vardı.. Bence bir yuvada olmaması gereken birşey asansör.. En son 3 okul kaldı listemizde.Biri Erenköy'de İlk Beş Anaokulu. 2. evimize çok yakın olan Azra Anaokulu. 3.de anneme yakın olan Küçükyalı'daki Elma Ağacı Okulları.
Aslına bakarsanız gezdiğimiz tüm okullar arasında en beğendiğimiz, herşeyi düşünmüşler dediğimiz tek okul İlk Beş Anaokulu'ydu. Ancak fiyatını sorduğumuzda açıkçası bir yuva gibi değil, kolej fiyatı gibiydi. Ben şimdiden bu kadar fazla para vermeyi düşünmüyordum. Ne de olsa önümüzde uzun yıllar var.Şu an için önemli olan Efe'nin sosyalleşebileceği, okul ortamına alışacağı, keyifli vakit geçirebileceği bir yer olması bana göre.. Tamam bahsettiğim yuvanın bahçesi diğer hepsinden daha güzeldi,güvenlik süperdi, sahibi kadını da pek sevmiştim ama herşey bir yere kadardı. O yüzden burayı eledik çok beğensek de..Belki okul öncesi değerlendirilebilir diye de not düşeyim ama..İkinci yuva eve çok yakın olan Azra anaokuluydu. 40 yıllık bir geçmişi var. Çok disiplinli görünüyorlar. Çocuklar içerideyken velileri bile okula sokmuyorlar görmek için.. Bu okul olsaydı düşüncemiz sabahları birimizin yürüyerek bırakması, çıkışta da Efe'nin servisle anneme bırakılmasıydı.Ama tabi önümüz kış. Hava şartları çok kötü giderse sabahları da servise ihtiyaç duyarız diye düşünürken müdire hanım servislerimiz sabah 8.30 gibi alır diyince iş değişti. Ayrıca okulda kahvaltı yoktu.Çocuğunuza evde kahvaltı yaptırıp gönderiyorsunuz dedi..Eh ikisi bir arada olunca da mecburen burayı da eledik. Geldik kararımıza. Suadiye ve Küçükyalı'da 2 şube olarak hizmet veriyor Elma Ağacı Anaokulu. Biz Küçükyalı şubesini beğendik daha çok. Bahçesi fena değildi. Bir villada hizmet veriyorlar. Servisler okulun olduğu için istediğimiz saatlerde alıp bırakabiliyorlar. Servis sabah 6.30dan itibaren birkaç seans olmak üzere çocukları alıp okula götürüyor. Tam gün eğitimi 17.00da bitiyor. Biz yaz okulu boyunca yarım gün gönderdik. Yaz okulunda günün belli saatlerinde Suadiye'deki okula götürüyorlar, bahçesinde havuz var diye. Yüzme dersi veriyorlarmış. İşin güzeli Efe'ye de sorduğumuzda hangi okula gitmek istiyorsun diye, urayı seçmesiydi. İlk haftanın sonunda servisle gitmeye başladı bile. Sabahları ben bindiriyorum. Öğlen anneannesinin evine bırakılıyor..Servise biner binmez kemerini bağlıyor koltuğunda. En arkada oturucam diyor bir gün, ertesi gün en önde oturucam diyor.. :)Havuza girmiyormuş. Mayosunu giyip ayaklarını şap şap yapıyormuş.. :)

Yemek yeni yeni az biraz yemeye başladı okulda. Genelde yoğurt ve ekmek yiyor ama yemek yemiyormuş. Son 2 haftadır yoğurdun içinde makarna, pilav yemiş arada. Bir gün dolma yemiş. Bir gün 1 yudum ayran içmiş.:) Bir gün de bir tane mantı yemiş:) Çok komik gerçekten.. Ama bu da bir adım diye düşünüyorum. Bakalım tam güne dönünce ne yapacak. Hem yemek, hem uyku.. hem de uyuma aşamasında içtiği biberonda süt nolcak? Çünkü okulda bardakta veriyorlar ve içmiyor. Evde de aynı şekilde.. Hayırlısı bakalım..
Yepyeni heyecanlarla dolu günler bizi bekliyor..