*Son haftalarda kelime dagarcigina yenileri eklendi biraz..Ama bence hala cok fazla kelime yok gibi..Yine de istedigi seyleri kah gostererek,kah bagirip aglayarak(hatta son zamanlarda cokca aglayarak) anlatiyor oglum..Kullandigi kelimeler;
-Anne
-Baba
-Anneanne
-Babaanne
-Dayda(Duygu)
-Algum(Altan)
-Guner
-Abbaa(Araba)
-Yapma
-Banye(Banyo)
-Ammaan(bunu da benden ve annemden ogrendi,cok yerinde kullaniyor,elindeki herhangi birseyi dusururse veya dusmek uzereyken yakalarsa ammaann patlativeriyor;))
-az galgi(az kaldi)
-hakki (hala ne demek istedigini anlayamasak da hayatimizda bir hakki var)
-oggumu(oldu mu)
-hade(hadi)
-gel
-a(al)
-mama
-ninni
-hamm (efe ham yapiyooo diye diye ogrendi cocuk)
-muaahh(opme efekti)
*Artik soylenenleri fazlasiyla anliyor ama isine geleni yapiyor soylediklerimizin..Ornek vermek gerekirse;
-Haydi banyo yapalim dedigimizde kosa kosa banyoya gidip dusakabinin icine girip bekliyor
-Sokaktan gelince ellerin yikanmasi gerektigini biliyor.Sokak sonrasi haydi banyoya gidelim diyince bu kez lavabo onune taburesini cekip ustune cikip, kollarini siyirmaya calisarak bekliyor ki elleri yikansin..
-Camasirlari kirli sepetinden alip makineye koymaya bayiliyor..Ayni sekilde makineden temiz camasirlari cikartmayi da seviyor.
-Kurutma makinesine koymayip camasir teline asmak uzere goturdugumuz camasirlari asmaya,mandal takmaya calisiyor.
-Benzer sekilde bulasik makinesini bosaltmayi ve tabi sepetleriyle oynamaya bayiliyor.Kapagi kapaliysa bazen ayaklarini yere vurarak diretebiliyor.
-Eline islak mendil veya pecete verdigimizde ya agzini siliyor ya da mesela yere sut doktuyse falan gidip yeri siliyor..
-Camdan arabalara bakmayi pek seviyor..Erkek cocuk iste!!Hatta birseyde cok direttigi zaman unutturmak icin hemen cam kenarina goturup arabalara bakiyoruz.
-Uyanik tosun uzerine bindigi aktivite arabasini ayni zamanda yukseltici olarak kullaniyor,mutfaga goturup dolap dibine yanastirip,uzerine cikip tezgaha bakiyor..
-Tirmanmak..nereye olursa olsun,bikmadan,usanmadan yapabildigi aktivitelerden biri..sandalyeye,koltuga,sandalyenin ustunden masaya ve tezgaha,anne ve babasinin uzerine,yataga,klozet tepesine.kisacasi nereyi bulursa:)
-Televizyonda begenmedigi program olursa veya sevmedigi cizgi film kumandayi getiriyor degistirelim diye.
-Her aksam babasi gelince rituelleri var..Beraber yatak odasina gidip babasinin ustu degistiriliyor,sonra banyoya geciliyor ve el yuz yikama fasli..cok hosuna gidiyor bunlari hergun yapmak..
-Disarida olmaya,gezmeye bayiliyor..Park,bahce,cim,deniz kenari favorileri..Cadde cocugu olma yolunda da hizla ilerliyor.
-Terrible two da dedikleri 2 yas sendromlari basladi ufak ufak..Tutturdu mu tutturuyor,inatcilik had safhaya ulasti..Istedigi olmadi mi agliyor,bazen ayaklarini yere vuruyor..Istemedigi hicir seyi yaptiramiyorsun,kisilik ispati pesinde tosunum..Bu da bazen cok yorucu olabiliyor..Insan her zaman tahammulu sonsuz olamiyor haliyle
-Geceleri deliksiz uyumuyor cogunlukla..Genelde 4-5gibi kalkip aptamil iciyor
veya bazen gece hic kalkmayip sabah 6-7arasinda uyaniyor,biberon istiyor,cok az sut iciyor ve donup uykuya devam ediyor.Ilk seferler gece kalkmadi diye sabah erken kalkti sanip yataktan aliyordum o da kiziyordu,meger uyumak istiyormus daha..Genelde 8-8.30gibi kalkiyor ama bazen daha erken yani 7.30gibi veya daha gec,yani 9-9.30gibi kalkabiliyor da..Uyandiktan sonra yataginda vakit gecirmeyi seviyor..Bir sure sonra yataktan almamizi istiyor..
-Ac ve kapa kavramlarini biliyor...
-Dis fircalamayi seviyor..
-Begenilen bir davranis yaptigi zaman alkis bekliyor ve kendi de alkisliyor..
-Banyo sonrasi biz onu ooh misss diyerek optugumuz icin alisti,bizi bornozla gorunce hemen gelip sariliyor ve kafasini yasliyor yuzumuze..:)
-Bu aralar yemek yerken rahat birakmiyor.Once bizim gibi sandalyede oturuyor sonra muhakkak birimizin kucagina cikip oturmak istiyor.Birimiz kalkar kalkmaz da kosarak gelip sandalyemize oturuyor..
-Catal veya kasigi bos olsalar bile bizim agzimiza sokup aklinca bizi beslemek hosuna gidiyor..
-Hadi gezmeye gidelim,atta gidelim diyince gidip kendi montunu getiriyor ve giymeye calisiyor.
-Ayakkabisini giymeye calisiyor.
-Aggumm yani bu ne oyunu oynamak favorisi.bildigi herseyi tekrar tekrar soruyor,cevap alamayinca veya yanlis cevap alinca kiziyor..Dergilerde fotograf makinesi,cep telefonu,kredi karti,bilgisayar,camasir ve bulasik makinesi,buzdolabi fotograflarini gosterip soruyor.Her nerede gorurse gorsun yildiz seklini soruyor..
-Eslestirmeleri cok guzel yapiyor.Kredi karti fotografi gorduyse hemen yanina gercek kredi karti koyuyor gibi..
-Fotograf makinesi gorunce simariyor,suratini sekilden sekile sokuyor.Babasi evde yokken fotograf makinesi veya objektif gorurse "babbaa" diye soruyor..:)
Ve daha buraya sigdiramayacagim veya aklima su an gelmeyen bir suru yenilik her gun hayatimizda yerini aliyor..Efe'li hayat tum hiziyla ve keyfiyle devam ediyorr..:)
Efe'nin yaşı

26 Mart 2013 Salı
20 Aylik Efe..
Published with Blogger-droid v2.0.4
5 Mart 2013 Salı
Çadırımız sizlere ömür...
Efe'nin içine girmesi 1 hafta süren ama giridkten sonra da pek sevdiği sığınağı haline gelen çadırı geçtiğimiz hafta daha fazla dayanamadı ve çubuklarından biri kırılıverdi.. Efe çadırın üstüne abanıp duruyordu içine atlamadığı zamanlarda.. En sonunda işyerinde telefonum çaldı ve annem kara haberi verdi: Çadır pert!!! Şimdilik çubukları attık, çadırın bezini de katlayıp depomuza koyduk, boya çalışmlaarı yaparken örtü olarak işe yarar düşüncesi ile.. :)
Yeni bir çadır alıp almamakta kararsızım.. Bir yandan çok yer kaplıyor endişesi, diğer yandan Efe çok sevmişti düşüncesi ikilemde bırakıyor beni.. :) Bakalım zaman ne gösterecek.. ;)
Yeni bir çadır alıp almamakta kararsızım.. Bir yandan çok yer kaplıyor endişesi, diğer yandan Efe çok sevmişti düşüncesi ikilemde bırakıyor beni.. :) Bakalım zaman ne gösterecek.. ;)
25 Şubat 2013 Pazartesi
Güzel bir pazar günü
Pazar günü hava harikaydı. Umarım bundan sonra ısınarak gider de benzer günleri daha çok yaşarız, sahil günlerimiz başlar yeniden.. :)
Biz de bu harika havayı fırsat bilip tosunu da alıp attık kendimizi yollara, Fenerbahçe'ye.. Yolda az daha uyuyacaktı Efe, uyutmadık inince uyusun diye.. Biz de kitaplarımızı almıştık yanımıza, sözde o uyuyunca denize karşı oturup kitap okuyacaktık ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Arabadan inince güzel havayı, denizi, parkı, bahçeyi gören oğlum uyumak bilmedi.. Saat 16.00a kadar ayaktaydı, tabi biz de peşinde.. :) Önce yat limanını boylu boyunca yürürken denize takıldı.. Denizle arasına giren telleri aşmak istedi.. Sonra Fenerbahçe Parkı'nda özgürce koştu, oynadı. Çimlerde yürüdü, ağaçlara dokundu.. Seyyar oyuncakçıda gördüğü mavi arabayı aldı eline ve bir daha bırakmadı. Bize de almak düştü tabi..:) Yerlerde o arabayı kurarak götürmeye kalktı.. Çimlere girdi, çıkmak bilmedi. Parkın bütün banklarına çıktı,oturdu,indi. Yeniden çıktı, yeniden indi.. Bizi de yanına oturttu.. Arada fotoğraf çekelim dedik anne ve babasıyla, özgürlüğün tadını aldı ya, kollarımızla bile sarmalanmak istemedi. Beraber poz vermedi gitti adam gibi.. Arada pusetine oturtup uyutma çabalarımız sonuçsuz kaldı.. İnat etti, uyumadı.. Parkta salıncakta kikir kikir kikirdedi, kaydıraktan kaymak için ilk kez merdivenden çıktı, büyük çocuklar gibi kaydı.. Pili biten anne babasını kırmadı, parkın içindeki kafede, anne-babası gibi sandalyede oturdu, önüne koyulan sprite kutusuyla oynadı. Anne- babası da kuruyan dilini damağını ıslattı.. :) Vee en sonundaaaa tam da artık gidelim, bari arabada giderken uyusun diye düşünürken, pusete oturur oturmaz uyuyuverdi. Fırsattan istifade anne ile baba Belvü'de kendilerine ziyafet çekti.. Ziyafetin sonlarında-sadece 45 dakikacık uyuyan- Efito uyanıverdi ve annesinin lahmacununa musallat oldu.. Kendi yemeğini de afiyetle mideye indirdikten sonra zorlu dönüş yolculuğu başladı. Havayı güzel bulan tüm İstanbullular kendilerini sokağa, sahil tarafına atmış olacak ki dönüş yolculuğu bitmek bilmedi.. Sinir etti.. Ama olsun çookk keyifli bir gün geçirmiş olmanın huzuru ile sonunda dönebildik evimize..
Yaşasınnnn bahar geldiii.. (mi acabaaa?)
Biz de bu harika havayı fırsat bilip tosunu da alıp attık kendimizi yollara, Fenerbahçe'ye.. Yolda az daha uyuyacaktı Efe, uyutmadık inince uyusun diye.. Biz de kitaplarımızı almıştık yanımıza, sözde o uyuyunca denize karşı oturup kitap okuyacaktık ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Arabadan inince güzel havayı, denizi, parkı, bahçeyi gören oğlum uyumak bilmedi.. Saat 16.00a kadar ayaktaydı, tabi biz de peşinde.. :) Önce yat limanını boylu boyunca yürürken denize takıldı.. Denizle arasına giren telleri aşmak istedi.. Sonra Fenerbahçe Parkı'nda özgürce koştu, oynadı. Çimlerde yürüdü, ağaçlara dokundu.. Seyyar oyuncakçıda gördüğü mavi arabayı aldı eline ve bir daha bırakmadı. Bize de almak düştü tabi..:) Yerlerde o arabayı kurarak götürmeye kalktı.. Çimlere girdi, çıkmak bilmedi. Parkın bütün banklarına çıktı,oturdu,indi. Yeniden çıktı, yeniden indi.. Bizi de yanına oturttu.. Arada fotoğraf çekelim dedik anne ve babasıyla, özgürlüğün tadını aldı ya, kollarımızla bile sarmalanmak istemedi. Beraber poz vermedi gitti adam gibi.. Arada pusetine oturtup uyutma çabalarımız sonuçsuz kaldı.. İnat etti, uyumadı.. Parkta salıncakta kikir kikir kikirdedi, kaydıraktan kaymak için ilk kez merdivenden çıktı, büyük çocuklar gibi kaydı.. Pili biten anne babasını kırmadı, parkın içindeki kafede, anne-babası gibi sandalyede oturdu, önüne koyulan sprite kutusuyla oynadı. Anne- babası da kuruyan dilini damağını ıslattı.. :) Vee en sonundaaaa tam da artık gidelim, bari arabada giderken uyusun diye düşünürken, pusete oturur oturmaz uyuyuverdi. Fırsattan istifade anne ile baba Belvü'de kendilerine ziyafet çekti.. Ziyafetin sonlarında-sadece 45 dakikacık uyuyan- Efito uyanıverdi ve annesinin lahmacununa musallat oldu.. Kendi yemeğini de afiyetle mideye indirdikten sonra zorlu dönüş yolculuğu başladı. Havayı güzel bulan tüm İstanbullular kendilerini sokağa, sahil tarafına atmış olacak ki dönüş yolculuğu bitmek bilmedi.. Sinir etti.. Ama olsun çookk keyifli bir gün geçirmiş olmanın huzuru ile sonunda dönebildik evimize..
Yaşasınnnn bahar geldiii.. (mi acabaaa?)
23 Şubat 2013 Cumartesi
Bir Tosun Efe-Deli Zeyna buluşması
Geçtiğimiz hafta Zeyno ve ailesi bize misafir oldular bir akşamüstü ve akşam. Yine bir klasik "Fondü Gecesi" organize ettik yarım saatte telefonda. Şarapları ve kuvertür çikolata Yağcılardan, peynir,ekmek ve meyveler bizden süper bir gece geçirdik hep beraber..
Gecenin sonunda hazımsızlık problemleri yaşadık gerçi fazla yemekten ama o kadar da olsun di mi ;) Ertesi sabah 2 aile de farklı yerlerde kahvaltıya gittik ama hiçbirimiz aç değildik açıkçası.. :) Anlayın ne kadar yediğimizi..
Efe ile Zeynep gittikçe daha bir kendilerini oyalıyorlar, bize musallat olmuyor, kendileri takılıyorlar oyuncaklarla. Birbirleriyle pek alakadar olmuyorlar pek ama her görüşmede biraz daha artıyor ilgileri.. Zeynep, kızların gözü karalığını bir kez daha gösterdi ve oğlumun 1 haftada anca içine girebildiği çadırın içine eve girer girmez atladı.. Çadırın içindeki Efe'nin pikesini almaya çalışmadığı sürece oğlum açısından problem yoktu.. :) Oğlum pikesini/battaniyesini kimseyle paylaşmıyor da:)
Biz peynir fondünün ortasındayken Zeynep'in uykusu gelmiş gibiydi ama epey uzun sürdü uyuması. Bir Cansu, bir İlker denediler ve sonunda zafer onların oldu.
Bizim Efe ise Zeyno'dan bir süre sonra yatmak istedi.
O da uyuyunca hemen gelsin meyveler, erisin çikolatalar ve yensin bandıra bandıra hepsi, alsın yerlerini midelerde dedik ve afiyetle yedik hepsini.. :)
(Bu arada gece boyu yine Altan'ın 1 ile yetinmeyip 3 tane aldığı trabzon ekmekleri espri konumuz oldu. Kocacım her fondü gecesinde 7 mahalledeki fırınları dolaşıp bulduğu tüm farklı çeşit trabzon, köy ekmeği ve türevlerini alıyor, sağolsun.. )
Gecenin sonunda hazımsızlık problemleri yaşadık gerçi fazla yemekten ama o kadar da olsun di mi ;) Ertesi sabah 2 aile de farklı yerlerde kahvaltıya gittik ama hiçbirimiz aç değildik açıkçası.. :) Anlayın ne kadar yediğimizi..
Efe ile Zeynep gittikçe daha bir kendilerini oyalıyorlar, bize musallat olmuyor, kendileri takılıyorlar oyuncaklarla. Birbirleriyle pek alakadar olmuyorlar pek ama her görüşmede biraz daha artıyor ilgileri.. Zeynep, kızların gözü karalığını bir kez daha gösterdi ve oğlumun 1 haftada anca içine girebildiği çadırın içine eve girer girmez atladı.. Çadırın içindeki Efe'nin pikesini almaya çalışmadığı sürece oğlum açısından problem yoktu.. :) Oğlum pikesini/battaniyesini kimseyle paylaşmıyor da:)
Biz peynir fondünün ortasındayken Zeynep'in uykusu gelmiş gibiydi ama epey uzun sürdü uyuması. Bir Cansu, bir İlker denediler ve sonunda zafer onların oldu.
Bizim Efe ise Zeyno'dan bir süre sonra yatmak istedi.
O da uyuyunca hemen gelsin meyveler, erisin çikolatalar ve yensin bandıra bandıra hepsi, alsın yerlerini midelerde dedik ve afiyetle yedik hepsini.. :)
(Bu arada gece boyu yine Altan'ın 1 ile yetinmeyip 3 tane aldığı trabzon ekmekleri espri konumuz oldu. Kocacım her fondü gecesinde 7 mahalledeki fırınları dolaşıp bulduğu tüm farklı çeşit trabzon, köy ekmeği ve türevlerini alıyor, sağolsun.. )
20 Şubat 2013 Çarşamba
...Bi dahaaa, bi dahaaa, tööövvbbeee
Efe doğduğundan beri haftasonları onu bırakıp da gece dışarı çıkmamıştık herhalde. Gündüzleri arada anneme bırakıp karı-koca takıldığımız oldu ama hepsi o.. Biz nereye, oğlum oraya şeklinde yaşadık 1,5 sene. Onunla gezmek çok keyifli geldi bize. Evet, her zaman rahat oturamadık, 2 çift laf edemediğimiz çok oldu ama olsun. Onunla beraberdik ya, yetiyordu..
Sonra birkaç hafta önce Zeyno'nun annesi bir mail attı ve hep beraber Levent Yüksel konserine gitmeye karar verdik. Biletler alındı ve konser günü beklenmeye başlandı..
Konser günü akşam 6 civarında buluştuk hep beraber İstiklal Caddesi'nde. Mideler aç olunca aldık soluğu İlker ile Cansu'nun tavsiyesiyle Çin Büfe isimli mekanda..Mekan ince,uzun, adından da anlaşılacağı üzere çin mutfağı üzerine.. Doyarmıyız diyen Altan bile memnun kaldı ve tıkabasa doydu. :)
Efe'ye ve Zeyno'ya iyi geceler fotoğrafları çektik arada.. Konser öncesi Beyoğlu'nun epeydir görmediğimiz yerlerinde yürüdük, Asmalımescit'te bir mekanda mola verdik yürüyüşe..Bizim eskiden uğrak yerimiz olan ikinci el kıyafet,aksesuar vs.. dükkanı By Retro'yu Cansu ve İlker ile de tanıştırdık..
veee konser.. 22.00da kapı açılıyordu, biz 22.30 gibi mekandaydık. Arkadaş o ne kalabalıktı valla anlamadık. Ya biz yaşlanmışız ya da cidden ekstra bir kalabalıktı valla başım döndü.. Sağdan soldan ittiren kaktıranlardan bunaldık yerimizi bulana kadar. Sonrasında kendimize geniş açılı, VİP olmasa da gayet iyi bir yer bulduk, araya sıkıştık biz de.. Veee sağolsun Levent Abi de gayet vakitlice 23.00da çıktı şarkılarını söylemeye.. 1 kere mola vererek saat 01.30a kadar söyledi en güzel şarkılarını. Herkes hep bir ağızdan eşlik etti şarkılara. Gerçekten, Cansu'nun dediği gibi "Hiçbirimiz Levent Yüksel fan ı olmamamıza rağmen, tüm şarkıları biliyırduk resmen".. Bu yüzden çok keyifliydi.. İlk gençlik yıllarımızı yadettik hep birlikte.. İkinci yarı yanlarına sığıştığımız grup, süper korunaklı ve konforlu yerlerini bırakıp konserden çıkınca da caanım yer bize kaldı. Konserin kalan kısmını gayet konforlu şartlarda, itiş kakış olmadan izledik..
Arada yapmak lazım böyle hareketler dedik.
Efe'ye gelince.. Efe o gece anneannesinde kaldı. Gece 1,5 ta uyanmış ve annemi görünce başlamış "Duyguu?Altaaan?" demeye ve 3e kadar uyumamış.. Ertesi sabah da 11.30 gibi aldık kuzuyu ve getirdik evine. Kapıyı açtığında annem, çok özlediği her halinden belliydi bir gecede, hemen atladı kollarını açarak kucağıma.. :)(normalde sabahları ağlasa da ben giderken, akşam geldiğimde pek oralı olmadığından şaşırdım açıkçası..)
Sonra birkaç hafta önce Zeyno'nun annesi bir mail attı ve hep beraber Levent Yüksel konserine gitmeye karar verdik. Biletler alındı ve konser günü beklenmeye başlandı..
Konser günü akşam 6 civarında buluştuk hep beraber İstiklal Caddesi'nde. Mideler aç olunca aldık soluğu İlker ile Cansu'nun tavsiyesiyle Çin Büfe isimli mekanda..Mekan ince,uzun, adından da anlaşılacağı üzere çin mutfağı üzerine.. Doyarmıyız diyen Altan bile memnun kaldı ve tıkabasa doydu. :)
Efe'ye ve Zeyno'ya iyi geceler fotoğrafları çektik arada.. Konser öncesi Beyoğlu'nun epeydir görmediğimiz yerlerinde yürüdük, Asmalımescit'te bir mekanda mola verdik yürüyüşe..Bizim eskiden uğrak yerimiz olan ikinci el kıyafet,aksesuar vs.. dükkanı By Retro'yu Cansu ve İlker ile de tanıştırdık..
veee konser.. 22.00da kapı açılıyordu, biz 22.30 gibi mekandaydık. Arkadaş o ne kalabalıktı valla anlamadık. Ya biz yaşlanmışız ya da cidden ekstra bir kalabalıktı valla başım döndü.. Sağdan soldan ittiren kaktıranlardan bunaldık yerimizi bulana kadar. Sonrasında kendimize geniş açılı, VİP olmasa da gayet iyi bir yer bulduk, araya sıkıştık biz de.. Veee sağolsun Levent Abi de gayet vakitlice 23.00da çıktı şarkılarını söylemeye.. 1 kere mola vererek saat 01.30a kadar söyledi en güzel şarkılarını. Herkes hep bir ağızdan eşlik etti şarkılara. Gerçekten, Cansu'nun dediği gibi "Hiçbirimiz Levent Yüksel fan ı olmamamıza rağmen, tüm şarkıları biliyırduk resmen".. Bu yüzden çok keyifliydi.. İlk gençlik yıllarımızı yadettik hep birlikte.. İkinci yarı yanlarına sığıştığımız grup, süper korunaklı ve konforlu yerlerini bırakıp konserden çıkınca da caanım yer bize kaldı. Konserin kalan kısmını gayet konforlu şartlarda, itiş kakış olmadan izledik..
Arada yapmak lazım böyle hareketler dedik.
Efe'ye gelince.. Efe o gece anneannesinde kaldı. Gece 1,5 ta uyanmış ve annemi görünce başlamış "Duyguu?Altaaan?" demeye ve 3e kadar uyumamış.. Ertesi sabah da 11.30 gibi aldık kuzuyu ve getirdik evine. Kapıyı açtığında annem, çok özlediği her halinden belliydi bir gecede, hemen atladı kollarını açarak kucağıma.. :)(normalde sabahları ağlasa da ben giderken, akşam geldiğimde pek oralı olmadığından şaşırdım açıkçası..)
7 Şubat 2013 Perşembe
Okuduklarım
Efe daha doğmadan başladım hamilelik,bebek/çocuk gelişimi üzerine kitaplar okumaya her anne gibi.. Önce "Bebeğinizi beklerken sizi neler bekler" isimli pek popüler kitabı almıştım. Bu kitabı pek severek okudum, ara ara tekrar karıştırdım sayfalarını.. Soru-cevap şeklinde olması hoşuma gitmişti, insanı sıkmadan okutuyordu kendini.. Son bölümünde de doğum sonrası ilk zamanlarla ilgili bilgiler de vardı..
Sonra Efe doğdu.. O zaman da "Bebeğinizin ilk yılında sizi neler bekler" isimli, aynı serinin 2.kitabını aldım önce.. Arkasından belirli bir düzen oluşturmak için meşhuuur Tracy Hogg'un "Bebek bakım sorunlarına mucize çözümler" isimli kitabını tavsiye ettiler, onu da aldım..:) Ama açıkçası bu pek methedilen kitap biraz abartıldığı hissini vermişti bana..İlk okuduğumda hatalı ebeveyn miyiz biz yani şimdi dediğim çok nokta oldu.. Sonra doktorumuzun da tavsiyesiyle çok kafa yormamaya, okuyup bana mantıklı gelen yönlerini uygulamaya çalışmaya karar verdim. Bazı tarafları çok da mantıklı gelmemişti bana nedense..
Sonra Efe 1 yaşını geçene kadar yeni bir kitap almadım. Arada internette araştırmalar falan yaptım, makeleler okudum tabi ama o ayrı..
Son zamanlarda ise aldığım ve birini bitirmek üzere olduğum 2 kitap var..
Gerçi bitirmek üzere olduğum kitaba başlayalı uzun zaman oldu ve hala bitiremedim ilginçtir.. İlginç çünkü 2 günden uzun bir kitabın elimde durmuşluğu yoktur, hemen bitiririm.. Ancak yoğun çalışma temposu, Efe ile beraber vakit geçirme isteği, o uyuyunca da ortalığı toplayıp anca 3-4 sayfa kitap okuyabilme durumuna dönüştü..(Efe uyku saatlerini geçe çektiğinden beri bu böyle).. Okuduğum kitabı bir an önce bitirmeliyim zira aynı kitabın 2 yaş için olanı da var ve Efe artık neredeyse 2 yaşında sayılacak.. :)
Kitabımızın ismi: Bir yaşındaki çocuğunuz büyürken .. Her bölümde çocuğun gelişiminden bir nokta alanı anlatıyor: Konuşma,korkular,yürümek,aile ilişkisi,kabuslar,cinsiyet farkındalığı vs. gibi. Arada çocuğun ağzından yazılan kısımlar var her bölümde, bu kısma da başlık olarak "Ben olmak nasıl birşey". yazmışlar- ki bence gayet dikkat çekici bir başlık.. Ayrıca Söyleyin/Söylemeyin kısımları var çocuğun hangi davranışlarında ne söylememenizi ve ne söylemenizi önerdikleri..
Tüm bu gelişime çocuk açısından bakan, onun örneğin yürümeye başladığında neler hissettiğini anlatan, onun hislerinin farkına varmamızı sağlayan, bebeğin birçok davranışının aslında bizim düşündüğümüz gibi olmadığını, farklı nedenleri olduğunu anlatan, bence okuması keyifli bir kitap..
Mesela bir örnek vereyim: siz çocuğunuza kızdığınızda,birşeyi yapmasını istemediğiniz zaman bağırdığınızda onun "Annem böyle yapmamı istemiyor", ya da "bunu yaptığım için kızdı" dediğini düşünürken aslında o "annem beni neden şimdi sevmiyor acep??" diye düşünüyormuş..
Amerikan Parents dergisinin editörleri tarafından hazırlanan bir kitap. Aynı serinin "İki yaşındaki çocuğunuz büyürken" isimli kitabı da var.Sıradaki hedefim o.. Normalde "terrible two- korkunç iki" olarak adlandırılan bir dönem için yazarın önsözde "bence bu dönem mükemmel ikiler olarak adlandırılmalı" demesi özellikle ilgimi çekti.
Aldığım ama henüz başlamadığım diğer kitap ise http://edaninguncesi.blogspot.com da gördüğüm, Eda'nın annesi sevgili İpek'in tavsiye ettiği "Birlikte Büyütelim-Çocuk Ruh Sağlığı". İpek bu kitap için güzel şeyler yazmıştı. Ben de okumak istedim.. Yakın zamanda okumayı planlıyorum. Bakalım neler öğrenicem bu kitapla...
Sonra Efe doğdu.. O zaman da "Bebeğinizin ilk yılında sizi neler bekler" isimli, aynı serinin 2.kitabını aldım önce.. Arkasından belirli bir düzen oluşturmak için meşhuuur Tracy Hogg'un "Bebek bakım sorunlarına mucize çözümler" isimli kitabını tavsiye ettiler, onu da aldım..:) Ama açıkçası bu pek methedilen kitap biraz abartıldığı hissini vermişti bana..İlk okuduğumda hatalı ebeveyn miyiz biz yani şimdi dediğim çok nokta oldu.. Sonra doktorumuzun da tavsiyesiyle çok kafa yormamaya, okuyup bana mantıklı gelen yönlerini uygulamaya çalışmaya karar verdim. Bazı tarafları çok da mantıklı gelmemişti bana nedense..
Sonra Efe 1 yaşını geçene kadar yeni bir kitap almadım. Arada internette araştırmalar falan yaptım, makeleler okudum tabi ama o ayrı..
Son zamanlarda ise aldığım ve birini bitirmek üzere olduğum 2 kitap var..
Gerçi bitirmek üzere olduğum kitaba başlayalı uzun zaman oldu ve hala bitiremedim ilginçtir.. İlginç çünkü 2 günden uzun bir kitabın elimde durmuşluğu yoktur, hemen bitiririm.. Ancak yoğun çalışma temposu, Efe ile beraber vakit geçirme isteği, o uyuyunca da ortalığı toplayıp anca 3-4 sayfa kitap okuyabilme durumuna dönüştü..(Efe uyku saatlerini geçe çektiğinden beri bu böyle).. Okuduğum kitabı bir an önce bitirmeliyim zira aynı kitabın 2 yaş için olanı da var ve Efe artık neredeyse 2 yaşında sayılacak.. :)
Kitabımızın ismi: Bir yaşındaki çocuğunuz büyürken .. Her bölümde çocuğun gelişiminden bir nokta alanı anlatıyor: Konuşma,korkular,yürümek,aile ilişkisi,kabuslar,cinsiyet farkındalığı vs. gibi. Arada çocuğun ağzından yazılan kısımlar var her bölümde, bu kısma da başlık olarak "Ben olmak nasıl birşey". yazmışlar- ki bence gayet dikkat çekici bir başlık.. Ayrıca Söyleyin/Söylemeyin kısımları var çocuğun hangi davranışlarında ne söylememenizi ve ne söylemenizi önerdikleri..
Tüm bu gelişime çocuk açısından bakan, onun örneğin yürümeye başladığında neler hissettiğini anlatan, onun hislerinin farkına varmamızı sağlayan, bebeğin birçok davranışının aslında bizim düşündüğümüz gibi olmadığını, farklı nedenleri olduğunu anlatan, bence okuması keyifli bir kitap..
Mesela bir örnek vereyim: siz çocuğunuza kızdığınızda,birşeyi yapmasını istemediğiniz zaman bağırdığınızda onun "Annem böyle yapmamı istemiyor", ya da "bunu yaptığım için kızdı" dediğini düşünürken aslında o "annem beni neden şimdi sevmiyor acep??" diye düşünüyormuş..
Amerikan Parents dergisinin editörleri tarafından hazırlanan bir kitap. Aynı serinin "İki yaşındaki çocuğunuz büyürken" isimli kitabı da var.Sıradaki hedefim o.. Normalde "terrible two- korkunç iki" olarak adlandırılan bir dönem için yazarın önsözde "bence bu dönem mükemmel ikiler olarak adlandırılmalı" demesi özellikle ilgimi çekti.
Aldığım ama henüz başlamadığım diğer kitap ise http://edaninguncesi.blogspot.com da gördüğüm, Eda'nın annesi sevgili İpek'in tavsiye ettiği "Birlikte Büyütelim-Çocuk Ruh Sağlığı". İpek bu kitap için güzel şeyler yazmıştı. Ben de okumak istedim.. Yakın zamanda okumayı planlıyorum. Bakalım neler öğrenicem bu kitapla...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











