Efe'nin yaşı

Lilypie Fourth Birthday tickers

16 Kasım 2013 Cumartesi

Geçmiş doğumgünü partisi...

Fotoğraflar bilgisayara yükleneli çook oldu aslında ama tembel anne ancak yazabiliyor tosunumun ramazan ayı dolayısıyla geç yapılmış doğumgünü partisini..
31 Ağustos'ta kutladık bu sene doğumgününü.. Geçen sene özel bir kutlama yapmamıştım , el kadar bebek , hatırlamayacak bile. Anlamı yok diye düşündük. Aslında bu sene için de öyle düşünüyordum, değişiklik yoktu ama bakalım dedik.. İleride, kendi arkadaşlarıyla oynar moda tam geldiğinde kutlarız  bol bol.. :)
Mekan olarak Ataşehir'deki Nezahat Gökyiğit Parkı'nı seçmiştik. Açık alan, yeşillik olması hoşuma gitti. Doğumgünü için kameriye dedikleri ufak bir kulübeyi tahsis ediyorlar. Yiyecek, içecek tamamen size ait.. Önce kapalı kulübe vermelerine bozulmuştum. Girişteki tahta masalarda olsun istemiştim ama ne yalan söyliyim Ağustos sonunda delicesine yağan yağmuru görünce iyi olmuş dedim.. Moralim biraz bozulmuştu açıkçası ama sonra yağmur durunca keyfim yerine geldi..

Efe'ye nasıl bir pasta yaptıralım diye düşünürken 2 seçenek arasında kararsız kaldık. 1. fotoğraf makinesiydi. 2. ise malum oğlum tam bir Aptamil aşığı olduğu için Aptamil kutusuydu. Sonra düşündüük taşındııkk. Belki bir daha Aptamil kutusu yapamıycaz pastasını diyip 2 senemize damgasını vuran kutuda karar kıldık. Pastacı için adresimiz: http://designofcookie.blogspot.com/ . Ayrıca kendisine Instagram'dan da denizbutikpasta nickinden ulaşabilirsiniz..

Deniz Hanım'ın yeteneği bence muazzam.. Pastaların tadı da harikaydı. İster evinden siz teslim alabiliyorsunuz, isterseni zde bulunduğunuz yere belli bir ücret karşılığı geliyor pasta, anlaşmalı olduğu taksiciyle..

Efe kalabalıktan pek hoşlanmadığı için neredeyse parti boyu dışarıdaydı anneannesiyle.. Pasta için içeri zor soktuk. Haliyle gözü pek görmedi o anlarda, kendini dışarı atmaya çalışıyordu. Ama tek bir an Efe bu nee diye sorduğumuzda  "Apııımmm" dedi gülen yüzüyle. O kadar büyük bir Aptamil kutusu görmenin şaşkınlığı yüzünden okunuyordu..







7 Kasım 2013 Perşembe

Laf Ebesi...

Son zamanlarda bloğu çok ihmal ettim farkındayım..İşyerinden eve yorgun geliyorum, Efe uyanıkken bilgisayar açamıyorum pek. Hele açıp da yazı yazmak falan bir hayal, sağolsun beni kaldırıp kendi geçiyor bilgisayar başına ve basılmadık tuş bırakmıyor, tabi mouse u da unutmamak lazım.. O uyuduğu   zaman da vakti bilgisayarda geçirmek çok istemiyorum, ya Altan'la sohbet, film izlemek daha cazip geliyor, ya kitap okumak istiyorum, ya da.. bazen sadece yorgun oluyorum ve uykum geliyor:(
Yazılmayı bekleyen bir çok olay, bunlarla ilgili fotoğraflar kenarda beni bekleyedursun, ben bugün aklıma gelmişken dili iyice çözülen, gevezeleşen Efe ile aramızda geçen sohbetlerden bir demet yazmak istedim.. Arada olan biten daha sonra inşallahh.. :)

İşte boyu küçük, lafları büyük, Efe'den, bizi hergün hayrete düşüren laflardan bazıları.. Bundan sonra aklıma geldikçe yazmaya çalışıcam ağzından dökülenleri..

-Efeee, pantalonun çok güzelmiş. Nereden aldın?
-Zara'daann :)


-Allah allahh, Efecim bu legonun parçaları eksik, nereye kaybolmuş? Kim bulacak şimdi bunları?
-Anneanne bulur herhaldee


Bu aralar en favori oyuncağı eski işyerinden Çimen ve Aysun'un aldığı Mega Bloks Thomas&Friends serisinden bir çeşit lego.. Kutusundan boşaltıp boşaltıp soruyor:
-Birleştirelim mii?
-Tamam Efecim gel birleştirelim.
Birleştir dikten sonra bir süre oynuyor, sonra bozuyor,tren raylardan kaymayınca da:
-Niye olmuyor buuu?


-Efe, anne nerede çalışıyor?
-Akbank'ta
-Ne yapıyor orada?
-Tuşlara basıyor, kod yazıyor, kart yazıyor. (Bunu nereden öğrendiğini hiiç anlayamadık, bizim konuşmalarımızdan mı çıkarttı bilemiyoruz, hiç böyle birşey öğrettiğimizi hatırlamıyoruz:))
-Pekiii baba nerede çalışıyor?
-İş Bankası'nda (bunu tamamen uydurmuş, nereden böyle uygun gördüğüne gelince: bir sabah baba nereye gidiyor diye sordu, çalışmaya gidiyor dedim. Altan'da işe gidiyor, bankaya gidiyor diyince kafasında İş Bankası olarak kurdu herhalde:))

-Baba nereye gidiyor?
-İşe gidiyor
-Napacak işte?
-Money getirecek :)

Efe annesinin/babasının sandalyesinde oturmak istemektedir, sorar:
-Sen mi oturacaksın buradaa?
-Evet annecim, ben oturucam
-Kaalk, ben oturucam orada..

-Efee, senin bilmediğin birşey yok muu?
-YOK!

Dün annemle dışarı çıkarken, karşı komşumuz da asansöre binince bizim oğlan dile gelir:
-Sen de mi bindin asansöre?
-Evet, ben de bindim.
-Anneannenin evinde de asansör vaar, nenenin(benim anneannem) evinde asansör yok, napalım(en acıklısından)..


-Efee hadi yatalım mıı?
-Pikemi dee...(Pikesiz yatağa adımını atmıyor, partal oldu artık, her yerinden ipler sarkıyor ama umurunda değil..)
-Tamam pikeni de alalım.Hadi yatağına git
-Iıııh, annenin yatağınaa..

-Efe hadi uyu artık
-Pikem neredee?
(Pike bulunduktan sonra)
-Oooooh, caanıımmm. Yumuşacııkk :)

Bu arada feci ispiyoncu, gündüz anneannesi eğlendirmek için tuhaf sesler çıkarttı diyelim, akşam hemen aynı sesi çıkartıp şöyle diyor:
-Anneanne öyle yapıyooo

Çok laf dinliyor, oyuncaklarıyla oynarken biz aramızda sohbet ediyoruz diyelim, bir anda benim söylediğim şeyi tekrarlıyor:)

Yolda yürürken beğendiği bir yer olursa hemen:
-Oturalım mı burayaa?

Geçtiğimiz hafta babam geldi Ankara'dan, gelmeden önce söyledik Tayfun Dede gelecek diye, kapı çaldı,koşa koşa kapıya gitti bizim oğlan:
-Taypun dede geldiii
Kapı açılır, Efe hemen:
-İçeri girelim mii?
Dede içeri girer, daha ayakkabısını çıkartırken bir önceki gelişinde telefonuyla bolca oynamıştı Efe, aklında kalmış hemen atlar:
-Gagafonunuu.. (telefonunu demek istiyor)
Telefonu alınca bu sefer şöyle der:
-Oturalım mı oraya?

Bankaların önünden geçerken:
-Money çekelimm
-Yok annecim bugün çekmiycez
-Yatıralım mıı?
-Yok yatırmıycaz da
-Iıhhhh yatıralıımmmm

*Bu arada anasına babasına çekmiş,bankacı mı olacak nedir? Neredeyse bütün bankaları tanıyor: Akbank,İş bankası,Yapı Kredi,Finansbank,Bonus(Garanti'ye bonus diyor)

Dün annemle Migros'a gitmişler,evden çıkarken Efe kitap ayıracı almış yanına, kasada beklerken gitmiş pos cihazına o kitap ayıracını sokmuş, ödeyelim diyormuş bir yandan. Bütün kasalardaki pos cihazlarına sırayla sokmuş, sonra parasını ödedik demiş.. J

Evde otururken bir anda elini telefonla konuşur gibi kulağına götürüyor:
-Alo, bir ekmek, mama, su. Kredi kartıyla ödiycem.(???)

Anneannesiyle dolmuşa bindiler kaç kere, pek sevmiş. evde de eline para alıp, sehpa olur masa olur bir ucundan parayı uzatıyor ve dolmuştaymış gibi:
-Buyruun

Alışverişleri hangi kartla ödeyeceğimize de karışır oldu paşam:
-Axess kartla ödeyelim

Otururken birdenbire:
-Arayalım mıııı?
-Kimi annecim?
En çok aramak istedikleri:
-Neneyi/İlker amcayııı/evde yoksa bazen babayııı

Bugün ogle yemeğini yemek istememiş, yoğurt diye tutturmuş, annem de yemeğinden yersen beraberinde yogurt da vericem demiş ama nafile.. Onun üzerine kızan annem, hadi yatağına diyip yatağına bırakmış Efe’yi. Normalde uyurken süt içiyor, hatta süt içmek adamın en büyük keyfi diyebilirim. Annem de yemek yemediği için süt de vermemiş:
-Çabuk yatağına, süt de içmeyeceksin o zaman demiş.
Efe yatağında uzuun sure ağlamadan ama en acıklı sesiyle:
-Anneanne bana süt vermediii.. Süt istiyoruuummm diye sayıklayıp durmuş.. Sonunda da uykuya yenik düşmüş..
Bakalım akşam şikayet edecek mi anneannesini?;)


26 Ağustos 2013 Pazartesi

Mini mini kız çocuğu...

Geçtiğimiz haftasonu bir tanemiz Zeynep'in 2. yaş gününü kutladık. Cansu'nun kutlama için eçtiği yer Astoria'daki Play Barn'dı... Mekan çocukların eğlenmesi için birebirdi ama ben Efe konusunda tereddütteydim açıkçası çünkü bu tip mekenlarda daha nceki tecrübelerimiz başarısız olmuştu.. Efe, uykusunu da alamayınca burası ile ilgili de kötü bir başlangıç yaptık ama sonra azimli anne Duygu, çalıştı, çabaladı, süründü-evet evet resmen yerlerde süründüm- ve tosunu oyun alanına sokmayı, oradan oraya tırmandırmayı, en sonunda da kaydıraktan kayarak top havuzuna girmesini sağladım.. O andan sonra herşey daha kolaydı..



Sevgili Zeyno,
Bir minicik kız çocuğusun sen..Oğlumun beşik kertmesi, yavuklusu, en iyi arkadaşı, benim sahip olmadığım kızım gibisin. Annenin dediği gibi kızım olmadığı için süsleme hevesimi seninle gideriyorum bazen.. :) Annenle hep ikinizin yakın arkadaş olacağı zamanları düşündük hamileliğimiz boyunca.. Ne hayaller kurduk..Şimdi gitgide büyüdüğünüzü görmek, geliştiğinizi görmek, kurduğumuz hayallerin yavaş yavaş gerçekleştiğini görmek o kadar güzel ki.. 
Geçtiğimiz hafta,doğumgününde, Efe'ye "hadi Zeyno'yu öp" dediğimde hemen yaklaşıp utangaç utangaç seni öptüğü an o kadar duygulandım ki.. Kendimi tuttum ağlamamak için.. Ne kadar saf, ne kadar güzel bir andı.. 
Canım benim.. Dilerim sağlıklı, mutlu, ailenle birlikte,bizimle birlikte dolu dolu yaşların olsun.. Hep çok mutlu ol, hep böyle naif, hep böyle masum kal.. Ben elimden geldiğince, her ihtiyacın olduğunda yanında olacağım senin. Yıllar sonra umarım bu blogu beraber okur ve sizin bebeklik hallerinize güleriz kahkahalarla.. Sen yine olan biten herşey için Efe'yi suçlarsın olur mu tatlışkom? 
Seniii çoookkk seviyorumm.. İyi ki doğmuşsun.. İyi ki varsın...
Cucuuu, e sen de iyi ki doğurmuşsun bu fıstığı..;) Sen de iyi ki varsın.. :) Sizi çoooooooookk seviyoruuzzzzz...





Bozcaadaa...

Nicedir görmek istediğimiz bir yerdi Bozcaada.. Bayram tatilini de fırsat bilip ayarladık otelimizi, aldık bu seneki tatil arkadaşlarımız Aylin, Mustafa ve Elif'i, düştük yollara arife günü..Yolların kalabalığından korkuyorduk ama korktuğumuz gibi olmadı..
Kilitbahir'den Çanakkale'ye geçiş çok beklemeden gerçekleşti..


Ama ne yalan söyliyim Bozcaada bayramda gidilecek yer değilmiş pek.. Aşırı kalabalıktı çünkü.. Ayazma Playı'nda arabayı parkedecek yer zor bulunuyordu. Hadi kazara park ettiniz, plajda kendinizi park edecek bir tanecik(1 çift demiyorum bakınız, sadece 1 tanecik) şezlong ve şemsiye bulmak neredeyse imkansız.. Ha,sabahın 8.30unda giderseniz bulabiliyormuşsunuz o ayrı:)

Biz çocuklarla gittiğimiz için merkezdeki otellerde kalmadık. Onun yerine çiftlik konseptli Ataol Tatil Çiftliği'nde kaldık. Otel gayet güzeldi. Yemekler başarılıydı.. Bahçesi güzeldi.. Son gün öğrendiğimiz bir ayrıntı: otelin bir de Beach Oteli var ve buraya gidip kahvaltınızı burada da yapabiliyormuşsunuz. E denizden de faydalanabiliyormuşsunuz.. Daha ne olsun.. Ayazma Plajı'nın kalabalığı ile uğraşmak istemeyenler için güzel bir alternatif.

Ayazma Plajı,adanın en büyük ve tesis olan tek plajı..Kum harika,deniz buz gibi, çivi gibi ama çok güzel..
Efe bu kez incecik kumlarla oynamanın, denize taş atmanın keyfine vardı ve deniz kenarından hiiç ayrılmadı neredeyse..



Elif ile birlikte kum ile oynadılar...

Bozcaada sokakları çok keyifli, rengarenk, cıvıl cıvıl.. Bebek arabasıyla pek elverişli değil aslen.. Bir akşam merkezde yemek yiyelim dedik ama siz siz olun bayramda gidecekseniz yiyeceğiniz yeri önceden seçip rezervasyon yaptırın çünkü herkes öyle yapıyormuş, dolayısıyla yer bulmak neredeyse imkansız..Bulduğunuz yer de pek memnun etmiyor zaten..:(


Öğlen yemeklerinde Ayazma Plajı'nın tepesindeki deniz manzaralı restoranlarda yemek yedik.. İlk gün Ali Baba Restoranda yedik, 2. ve 3. gün ise adanın en iyi restoranlarından olduğunu öğrendiğimiz, zamanında plajda tek restoran olan Vahit'in Yeri'nde oturduk.. Bu saatlerde Efe de uyuduğu için rahatlıkla yemek yiyebildik.. :)
Genelde mezeler, salata,ızgara kalamar, tava kalamar ve çiğ börek şeklinde geçti öğle yemeklerimiz..Ah o kabak çiçeği dolmaları, aahh..!!
Bir akşamüstü Aylin'ler otele erken döndüler,biz de otele gitmeden şu meşhuur Polente Feneri'ni görelim dedik.. Demez olaydık.. Fenere zaten artık sokmuyorlarmış, dışarıdan santrali gördük, dönüş yoluna geçtik.. Ada yolları dar, önümüzdeki araba önündeki bisiklet konvoyu yüzünden yavaşladı, karşıdan gelen arabalar yüzünden geçemedi, tabi biz de.. 2 araba durduk resmen bisikletleri bekliyoruz..Birden bir fren sesi duyduk ve güüümmm!! Arkadan gelen bir araba bize çarptı.. Sonrası can sıkıntısı, gerginlik... Neyse cana geleceğine mala gelsin tabi.. Geçti gitti.. Kötü bir anı olarak kaldı..

Bu arada naçizane bir tavsiye illa bayram zamanı gidecekseniz.. Dönüş gününden bir gün önce arabanızı Geyikli'ye geçirip otoparka koyun ve ertesi gün feribota yaya olarak binin.. Biz öyle yaptık ve ne kadar doğru bir karar verdiğimizi ertesi sabah taksiyle iskeleye yanaşmaya çalışırken gördük.. Feribot kuyruğu öyle böyle değildi çünkü.. Uzadıkça uzuyordu.. Biz ise elimii kolumuzu sallayarak o kadar arabayı geçip bindik feribota.. Bu arada feribot biletleri gidiş dönüş.. Dönüşte kimse bilet kontrolü yapmıyor haliyle..

Biz beyler arabaları götürmeden önce tabi ki buraya kadar gelmişken şarap almadan dönmeyelim dedik ve epey bir şişe şarabı zulaya attık.. Meşhuur ada kurabiyesinden aldık.. Çiçek Fırın kurabiye için doğru adres.. Ancak ben size meşhur olan damlasakızlı, bademli kurabiye yerine badem lokumu adını verdikleri kurabiyeyi tavsiye edicem.. Müthişti gerçekten..







Güzel bir tatildi ama çok kalabalık olmasından mıdır nedir Bozcaada bizde çok hayranlık uyandıran, hayallerimizi süsleme hisleri beslememize sebep olan bir yer olmadı.. Ne bileyim bir Burgazada, Büyükada vs.. den çok farklı gelmedi bize açıkçası..Hani gözlerimi kaptsam, nerede olmak isterim diye düşünsem ilk sırada değil..Ama bence yine de bu kadar kalabalık olmadığı bir zaman gidip ikinci bir şans vermekte fayda var diye düşünüyorum..


21 Ağustos 2013 Çarşamba

Böyle de uyunmaz kii...


Efe'siz ilk tatil...

Bu sene evliliğimizin 5. yıldönümü.. 2 senedir ilk kez felekten bir haftasonu çalalım dedik ve Efe'yi anneannesinin emin ellerine bırakıp Dalyan'a gittik.. Onu çok özlesek de çok iyi geldi ne yalan söyliyim.. Arada böyle kaçamaklar bünyeye iyi geliyormuş gerçekten.. Her anne-babaya lazım..:)
Uçak saatleri de çok uygun olunca cuma akşam 21.00da oradaydık, pazar günü de tüm günü değerlendirip akşam 20.30 uçağı ile geri döndük.. Dalyan benim küçükken gittiğim ve hafızamda hep çok keyifli bir yer olarak kalmıştı, gerçekten tam da hatırladığım gibiydi..Altan da hep merak ediyordu, o da merakını gidermiş oldu..
Oteli fırsat sitelerinden birinden ayarladık.. Yeri çok iyiydi..
İztuzu plajı zaten lafa gerek yok, muhteşemdi.. Gerçi, Altan'ın işyerinde problem çıkması dolayısıyla 2 gün boyunca elinden telefon eksik olmadı ama napalım. O kadar kusur olur di mi ama?:)

Mavi yengecin dibine vurduk,epeydir okumadıım kadar aralıksız kitap okudum, deniz ve güneşin tadını doyasıya çıkardık, aralıksı akşam yemeği yemenin keyfini yaşadık..(Alınma oğlum ama seninle bu pek mümkün değil malum sürekli birimizi kaldırıp gezmek istiyorsun:)

Efe'siz ilk tatil olması açısından kayıtlara geçsin lütfen..


Nezahat Gökyiğit Parkı

Seneler önce, çalıştığım işyeri Ataşehir'deyken öğle tatillerinde sandviçlerimizi alıp giderdik Nezahat Gökyiğit Parkı'na... O zamandan bu zamana parkı çok büyüttüklerini okumuştum ama bir türlü gitmek kısmet olmamıştı...
Nihayet Ağustos ayında bir pazar günü gidebildik.. Otoparktan parkın içine bir tünelden geçiyorsunuz. Tünel boyunca çiçek resimlerinden oluşan bir sergi var. Parka ilk girişte tahta masaların olduğu bir alanla karşılaşıyorsunuz. Burada evden malzemelerinizi getirip kahvaltı edebiliyorsunuz piknik usulü.. Serin olduğu için şu bunaltıcı yaz günlerinde gitmek için birebir bence..
Tamamen tahtadan yapılma bir park ve çocuklara cazip gelecek bir sürü alan var. Yazın yaz okulu da varmış duyduğum kadarıyla.. Doğumgünü yapmak isteyenler olursa çardak dedikleri ufak bir kulübeyi de size tahsis ediyorlar o gün için..
 Bizim oğlan çayır çimene bayıldığı için burayı da pek sevdi.. Kendine bir de kapı buldu ya ondan mutlusu yoktu.. Kapısından ayırdık diye kıyamet koptu bir süre ama.. :)